Free

Baharla bİrlİkte doğaya uyum sağlayın...

Doğanın bir ritmi vardır. 24 saat içinde bir gece bir de gündüz yaşarız, organizmamız da hem bedensel hem ruhsal olarak bu ritme uyum gösterir. Bazılarımız sabah yeni bir güne uyanırken daha coşkuludur. Düşünün, gün yükseliyor, yavaş yavaş ortalık aydınlanıyor. Doğru yerde isek birdenbire kuşlar ötmeye başlıyor. Sokağa bakarsak işine gücüne giden insanları görüyoruz. Bazıları ise sabah kendine gelmekte zorluk çeker, yorgun olur, ancak akşam olunca kendine gelir ve gecenin geç vakitlerinde coşku duymaya başlar. Hangisi iyi derseniz elbette sabah coşkulu olma çünkü doğaya uygun olan bu.

Doğanın diğer ritmi yaz ve kış. Baharla birlikte havalar ısınmaya başlıyor, artık üşümüyoruz. Toprak uyanıyor, kırları, parkları, bahçeleri başta papatyalar, rengârenk çiçekler doldurmaya başlıyor. Meyve ağaçlarının dalları çiçekleniyor, yapraklanıyor. Kuşlar, böcekler kayboldukları yerden birden ortaya çıkıyor. Doğadaki bu gelişme bize de yansıyor ya da biz de zaten doğanın bir parçasıyız, kuşlar, çiçekler gibi. Biz de coşuyoruz, toprak gibi, çiçekler gibi, kuşlar gibi. Buraya kadar iyi, doğa coşuyor, siz de buna ayak uyduruyorsunuz.

Ne yazık ki bazen böyle olmuyor, bu da bir doğa kuralı. Bahar coşkusu çok aşırılara gidebiliyor, Doğada oluşan bu coşku insanda da  olumlu anlamda bir coşku ve heyecan getiriyor hayatımıza. Âşık olmak isteğimiz, çalışma gücümüz, bir sanatçının yaratıcılığı artıyor. Bahar insanın motivasyonunu, yaşama sevincini arttırıyor. Yaşama sevincinin artması ile üretkenlik artıyor, hatta cinsel istek ve güç de, duygusal bağlar da artıyor. İnsanlar doğadaki bu canlanmaya katılırken doğal olarak etkileniyor, monoton hayatımız birden bire doğayla birlikte canlanıyor. Böyle bir durum insanların hem bireysel hem de toplumsal ruh hallerini etkiliyor. Doğanın değişimlerinden birey olarak çok fazla etkilenmemek için onunla iç içe yaşamak gerekiyor.

Bazen de tam tersi oluyor. Bu mevsim geçişinde organizmamız iyi ayak uyduramıyor, dengeleri bozuyor. Kendimizi zinde hissedeceğimiz yerde yorgun hissediyoruz. Direncimiz kırılıyor. Soğuk kışta bile grip olmamışken havalar ısınınca nezle oluyoruz. Bahar rüzgârında oynaşan polenler bile bizi hasta ediyor, bahar nezlesi, bahar yorgunluğu. Ruh halimiz de buna eşlik ediyor, romantik sözlerle ifade edersek bahar hüznü.

İnsan yaşamının başka bir niteliği daha var, sağlık ve hastalık birbirini kovalıyor. Bahar hüznü aşırıya kaçabiliyor, tıp diliyle konuşursak bahar depresyonuna dönüşüyor, tedavi edilmesi gereken bir durum. Hastalık elbette iyi bir durum değil, ama hiç olmazsa çaresi var, tedavi edilebiliyor. Mevsim döngüsünün ruhsal hastalıklara yol açabildiği tıp tarihinin en eski dönemlerinden beri biliniyor. Depresyonunuz varsa baharda belirtileri artıyor, yoksa bile baharda nüksediyor. Depresyon bir duygulanım bozukluğudur, duygu deyince başlıca elem, keder, üzüntü, moralsizlik akla gelir. Depresyonda ise içe kapanıklık, dışarı çıkmama isteği, insanlardan uzaklaşma gibi belirtiler oluşur.

Bazen bahar depresyonunun tam tersi bir durum ortaya çıkabiliyor. Gene bir doğa kuralı, depresyon yön değiştiriyor ve tam zıddı belirtiler ortaya çıkıyor; neşe, keyif, coşku gibi ama olağan sınırların çok çok üstünde. Kişi düşünce, davranış ve duygularında çok aşırıya kaçıyor. Kişi geceleri uyuyamayan, çok keyifli ama aşırı sinirli, bağıran çağıran bir kişiliğe bürünüyor.

Demek ki, bahardaki coşkunluğu çok aşırıya kaçması ile “mani”, bahar yorgunluğunun çok aşırı kaçması ile “depresyon” ortaya çıkmış oluyor. Her iki durum da tedavi edilmesi gereken bir durum.