Ahmet Çelikkol

           Ana Sayfa           

          Site Haritası          

   Ruhsal Bozukluklar  

     Muayenehane   

           İletişim         

             Basında           

        Konuk Defteri       

            Kitap           

     Gazete Yazıları    

       YÖK Yazıları      

   Çelikkol Yayıncılık  

            Özgeçmiş           

            Fotoğraf           

                 Şiir                

  Ege Psikiyatri Yayınları 

Cinsel Bozukluklar

  • Cinsel İşlev Bozukluklar

  • Cinsel İstek Bozuklukları

  • Cinsel Uyarılma Bozuklukları

  • Orgazmla İlgili Bozukluklar

  • Cinsel Ağrı Bozuklukları

  • Madde Kullanımının Yol Açtığı Cinsel İşlev Bozuklukları

  • Parafililer

  • Cinsel Kimlik Bozukluğu

 

CİNSEL BOZUKLUKLAR

            Bu başlık altında, 1/ Cinsel İşlev Bozuklukları, 2/ Parafililer ve 3/ Cinsel Kimlik Bosuklukları incelenir. Cinselliğin, herkesin yaşamındaki önemini belirtmeye gerek yoktur sanıyorum.

CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI

Cinsel işlev bozuklukları, biyolojik sorunların bir belirtisi (biyojenik) olabildiği gibi, ruhsal (intrapsişik) ve kişilerarası sorunların bir sonucu (psikojenik), ya da her ikisinin birarada bulunması (biyojenik ve psikojenik) sonucu görülebilir. Cinsel işlev, herhangi bir stres, emosyonel bozukluklar ya da cinsel işlev ve fizyolojinin iyi bilinmemesi ile olumsuz olarak etkilenebilir.

İşlev bozuklukları, 1/ ömür boyu görülebileği gibi, 2/ normal işlevin bulunduğu bir dönemin ardından gelişen yani sonradan oluşmuş olabilir. Ya da 3/ yaygın tip olabileceği gibi, 4/ bir özel durumla ya da cinsel partnerle sınırlı olan durumsal tip olabilir. 5/ Psikolojik etkenlerden dolayı ortaya çıkabildiği gibi, 6/ bileşik etkenler sonucu ortaya çıkabilir.

CİNSEL İSTEK BOZUKLUKLAR

1/ Hipoaktif (azalmış) cinsel istek bozukluğu: cinsel eylem için, cinsel fantezi ve isteğin yokluğu ya da yetmezliği söz konusudur.

2/ Cinsel tiksinti bozukluğu: Bir cinsel partner ile cinsel ilişkiden kaçınma veya iğrenme ile karakterizedir.

Cinsel istek sorunu olan hastalar, cinsellik hakkındaki bilinçdışı korkularına karşı korunma amacıyla savunma olarak cinsel isteğin engellenmesini kullanabilirler. Cinsel isteğin kaybı, kronik anksiyete, depresyon, merkezi sinir sistemini bastıran ilaç kullanımı ile de görülebilir. Cinsel istek kaybı, evli çiftler arasında, kadınlarda daha fazla görülmektedir.

CİNSEL UYARILMA BOZUKLUKLARI

1/ Kadında Cinsel Uyarılma Bozukluğu: Sürekli ya da tekrarlayıcı biçimde, cinsel uyarılmanın olmaması ya da uyarılmanın cinsel eylen bitinceye kadar sürdürülememesi durumudur. Bozukluk, önemli sıkıntı ve kişilerarası ilişkilerde güçlüklere yol açar.

Kadın cinsel uyarılma bozukluğunun yaygınlığı tam olarak bilinemektedir. Kendilerini mutlu hisseden evli çiftlerde yapılan bir araştırmada bile, kadınların üçte birinin cinsel uyarılma  sorunları olduğu gösterilmiştir. Cinsel uyarılmayı sürdürmede güçlük, kadınlarda anksiyete, suçluluk ve korku gibi psikolojik çatışmaların sonucu olabilir. Testesteron, östrojen, prolaktin hormonların düzeylerindeki değişmeler, cinsel uyarılma sorunlarına yol açabilir.

2/ Erkekte Cinsel Uyarılma Bozukluğu (Erektil Bozukluk, İmpotans -İktidarsızlık)

Genç erkeklerde impotan’sın yaygınlığı %8 bulunmuştur. Yaşamın daha sonraki dönemlerinde de ortaya çıkabilir.Sürekli ya da tekrarlayıcı bir biçimde, yeterli bir ereksiyon (serleşme) sağlayamama ya da cinsel etkinlik bitene kadar sürdürememe durumudur. İmpotansın organik kökenli olup olmadığını ayırdetme konusunda birçok yöntem vardır. Genellikle, nokturnal penil tümesens’in varlığı (uykuda serleşme), impotansın organik kökenli olmayıp psikolojik impotans olduğunun göstergesidir. İmpotansın psikolojik nedenleri arasındai çözümlenmemiş ödipal ya da preödipal çatışmalar önde gelir. Bu durumda, cezalandırıcı bir süperego, güvensizlik veya yetersizlik duyguları söz konusudur. Erektil bozukluk, cinsel partnerler arasındaki anlaşmazlıklar sonucu da ortaya çıkabilir.

ORGAZMLA İLGİLİ BOZUKLUKLAR

Kadında Orgazm Bozukluğu (İnhibe Kadın Orgazmı): Normal bir cinsel uyarıma fazını takiben orgazmın sürekli ve ve tekrarlayıcı olarak gecikmesi veya olmaması halidir. 35 yaşını geçmiş evli kadınların %5’inin yaşamlarında hiç orgazm olmadıkları bilinmektedir. İnhibe kadın orgazmının genel yaygınlığı ise %30’dur.Bu oranların ülkemizde çok daha yüksek olması beklenir. Kadında orgazm bozukluğunda, cinsel partneri tarafından reddedilme, gebe kalma korkusu, erkeklere karşı düşmanlık hisleri, cinsel dürtüleri hakkında suçlıuluk duyguları ya da evlilik çatışmaları psikolojik etkenler olarak sayılabilir.

Erkekte Orgazm Bozukluğu (İnhibe Erkek Orgazmı): Burada, cinsel birleşme sırasında çok büyük güçlükle ejakulasyon’a (boşalma) ulaşma ya da hiç ulaşama söz konusudur. Yaşamboyu inhibe erkek orgazmı, genellikle çok şiddetli psikopatolojinin işaretidir. Eğer bozukluk sonradan gelişmişse, sıklıkla, kişilerası ilişkilerdeki güçlüklerin yansıtılması söz konusudur.

Prematür Ejakülasyon (Erken Boşalma): Tedavi edilen cinsel bozuklukların %35-40’ının ana yakınması erken boşalmadır. Sürekli veya tekrarlayıcı olarak, erkeğin isteğinden önce ejakülasyon ve orgazma ulaşmasıdır. Genç erkekler arasında, yeni cinsel partnerli erkeklerde, yaygındır. Prematür ejakülasyon, vajina (kadın cinsel organı) hakkında bilinçdışı bir korku ile birlikte olabilir. Gençlikteki, ilk cinsel deneyimlerdeki olumsuzluklardan gelişebilir. Stresli evlilikler bu sorunu artırır.

CİNSEL AĞRI BOZUKLUKLARI

VAGİNİSMUS

Vajinanın, üçtebirlik dış kısmının, cinsel birleşme esnasında penisin girişine izin vermeyecek ölçüde kasılması durumudur. Bu tanının konması için bozukluğun ya sürekli ya da yineleyici bir biçimde görülmesi gerekir. Daha çok yüksek sosyoekonomik gruptan kadınlarda görüldüğü bildirilmiştir. Bir seksüel travma, cinsel tecavüz ve çocuklukta cinsel kötüye kullanım bu rahatsızlığı ortaya çıkarabilir. Psikoseksül çatışmaları olan bir kadın, penisi bir silah olarak algılayabilir. Cinselliği bir günah olarak gören sıkı dinsel eğitim alan kadınlarda daha sık görüldüğü vurgulanmaktadır.

Ülkemiz kadınlarında, gene sıkı cinsel eğitime bağlı olarak özellikle yeni evlilerde sık görüldüğünü, bazen yıllarca devam ettiğini belirtmeliyim.

DİSPARONİ

Disparano, cinsel birleşme öncesinde, esnasında veya sonrasında görülen cinsel bölge ile ilgili ağrıları tanımlar. Sürekli ve yineleyici bir biçimde görülmesi ile karakterizedir. Gene bu tanının konabilmesi için, özellikle kadınlarda, endometriosis, vaginitis gibi cinsel organla ilgili bedensel hastalıklar dışlanmalıdır. Başka deyişle, bu ağrılar, bedensel bir bozukluk sonucu ortaya çıkmamış olmalıdır. Cinsel tecavüze ya da çocukluğunda cinsel kötüye kullanıma maruz kalmış kadınlarda kronik pelvis ağrısı yaygındır. Ağrılı cinsel birleşme, gerginlik ve anksiyete sonucu ortaya çıkabilir. Disparoni erkeklerde nadir görülür ve genellikle organik bir durumla ilgilidir.

Buraya kadar anlatılan, kadın ve erkekteki cinsel işlev bozukluklaıını kapatırken bir fıkrayı anımsatmak isterim. Bay X evlenmiş, sabah yakınları gerdekte bir sorun olup olmadığını sormuşlar. Bay X anlamamış. Daha açık sormuşlar, yeni eşi ile cinsel ilişki konusunda sorun olup olmadığını. Bay X şaşırmış, “bana bir kötülüğü olmadı ki onu….”. Kültürümüzde, en azın zaman zaman cinselliğe böyle bakılır. Erkeklerimiz, cinselliği, karşılıklı bir eylem olarak görmezler. Sonuçta, hem kadınlarımızda, hem erkeklerimizde, değinilen cinsel işlev bozuklukları çok sık görülmektedir.

MADDE KULLANIMININ YOL AÇTIĞI CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI

Madde kullanımının ya da kullanılan maddenin kesilmesiyle ortaya çıkan cinsel işlev bozukluklarıdır. Küçük dozlarda bazı maddeler cinsel performansı başta artırabilir fakat sürekli kullanımı, ereksiyon, orgazm ve ejakülasyon kapasitesini düşürür.

PARAFİLİLER

Bu bozuklukta, mutaddışı, normalden sapan veya garip cinsel dürtüler, fanteziler, uygulamalar görülür. Etiyolojisi bilinmemekle birlikte, çocuklukta cinsel kötüye kullanıma maruz kalma gibi psikolojik etkenlerin hastalığı su yüzüne çıkardığı biyolojik yatkınlık düşünülmektedir. Psikoanalitik varsayıma göre, psikoseksül gelişim dönemlerinden birine fiksasyondan ya da kastrasyon anksiyetesinden kurtulma çabalarından kaynaklanmaktadır.

Parafilik aktivite genellikle kompulsiftir. Hastalar yineleyici olarak normalden sapma davranışlarına angaje olmakta ve bu dürtüyü kontrol etmeye muktedir olamamaktadır. Stresli, anksiyeteli ve depresyonlu oldukları durumlarda, bu normaldışı cinsel davranışlar artmaktadır. Genellikle bu davranışlarını sonlandırmak için, ciddi çözümler üretmekre fakat uzun vadede başarılı olamamakta  ve ardından suçluluk duyguları geliştirmekteler.

Egzibisyonizm (teşhircilik), fetişizm, frottörizm, pedofili, cinsel mazohizm ve sadizm, voyörizm bu başlık altında incelenen cinsel bozukluklardır. Eşcinsellik de bu grupta bir bozukluk olarak ele alınmasına rağmen, yakın zamanlarda ruhsal bozukluk sınıflamalarından çıkarılmıştır. 30 yıldır psikiyatri ile uğraşan, 26 yıllık psikiyati uzmanı olarak kanım, eşcinsellik bir ruhsal bozukluktur. Bir bölümü durumlarından rahatsızdırlar ve tedavi ararlar. Bazı görüşlere göre, eşcinselliğin ruhsal bozukluk sınıflandırmalarından çıkarılması, ABD’de etkin olan eşcinsel ya da yandaşlarının lobisi sonucudur.

CİNSEL KİMLİK BOZUKLUĞU

Kişinin biyolojik olarak sahip olduğu cinsiyetten veya cinsiyetininin gerektirdiği rolden sürekli olarak rahatsız olması durumudur. Kişinin kendisini kadın veya erkek olarak hissetmesi, kişinin cinsel kimliğini oluşturur. Cinsiyet, kişinin, kendisini kadın ya da erkek olmasını bellirleyen penis veya vajinanın varlığı gibi anatomik ve ruhsal özellikleridir. Cinsel oryantasyon, kişinin, cinsel tepki eğilimidir: homoseksüel, heteroseksüel, biseksüel gibi. Kişinin cinsel partner olarak, kadın veya erkeğe yönelmesi ve cinsel fantezileridir.Transseksüeller, ısrarlı bir biçimde, primer ve sekonder cinsel özelliklerden kurtulma, karşı cinsin cinsel özelliklerini elde etme düşüncesindedirler ve karşı cinsten birisi imiş gibi yaşamak ve giyinmek isteğindedirler.

Erkeklerde, kadınlara oranla 6-30 kat fazla görülmektedir. Her 30.000 erkekten ve 100.000 kadından biri, cinsiyet değiştirme operasyonu peşindedir.

Çocuklukta, sahip olduğu cinsiyetini benimsemek için yakınında aynı cinsiyet rolü modellerinin bulunmayışı; bakıcıların karşı cins davranışını teşvik etmesi cinsel kimlik bozukluğuna yol açabilir. Fiziksel ve cinsel kötüye kullanım yatkınlığa yol açabilir.