Ahmet Çelikkol

           Ana Sayfa           

          Site Haritası          

   Ruhsal Bozukluklar  

     Muayenehane   

           İletişim         

             Basında           

        Konuk Defteri       

            Kitap           

     Gazete Yazıları    

       YÖK Yazıları      

   Çelikkol Yayıncılık  

            Özgeçmiş           

            Fotoğraf           

                 Şiir                

  Ege Psikiyatri Yayınları 

 

 

Hemşirelerin İş Ortamlarındaki Stres Kaynakları; Depresyon, Anksiyete ve Yaşam Kalitesi Düzeyleri: Yoğun Bakım ve Yataklı Birimlerde Hizmet Veren Hemşireler Arasında Yapılan Bir Karşılaştırma Çalışması

 

Dr. A. Ender Altıntoprak1, Dr. Sürel Karabilgin2, Psk. Özgül Çetin1, Dr. Gül Kitapçıoğlu3,  Prof. Dr. Ahmet Çelikkol1

 

1 Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Psikiyatri Anabilim Dalı, Bornova-İzmir

2 Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıp Eğitimi Anabilim Dalı, Bornova-İzmir

3 Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Biyoistatistik Anabilim Dalı, Bornova-İzmir

 

Özet

Amaç: Tüm sağlık çalışanları gibi hemşirelerde de depresyon ve anksiyete gelişme riskinin yüksek olduğu bilinmektedir. Her iş ortamındaki stress kaynaklarının birbirinden farklı olduğu; iş yerinde maruz kalınan yoğun ve uzun süreli stresin çalışanlarda çok çeşitli ruhsal ve fiziksel değişikliklere neden olduğu saptanmıştır. Bireylerin kişisel yaşamlarını, iş yaşamlarından tamamen ayırabilecekleri düşünülemez. Bu nedenle, hemşirelerin bireysel özelliklerinin (eğitim, medeni durum, fiziksel/ruhsal hastalığı olması, çocuk sahibi olması) iş ortamlarındaki stresi algılamalarını etkileyebileceği göz önüne alınmalıdır.  Hemşirelerin yaşam kaliteleri bireysel özellikleri kadar iş ortamında maruz kaldıkları stresten de etkilenebilmektedir.

Bu çalışmada yoğun bakım ve yataklı birimde hizmet veren hemşirelerin depresyon ve anksiyete düzeylerinin karşılaştırılması ve bu iki grubun iş ortamı stress kaynaklarının ve yaşam kalitelerinin araştırılması amaçlanmıştır. 

Yöntem: Sosyodemografik verileri toplamak üzere kişisel bilgi formu; iş ortamı stres kaynaklarını belirlemek üzere yarı-yapılandırılmış veri toplama formu kullanıldı. Anksiyete düzeyleri Spielberger Anksiyete Ölçeği ile; depresyon düzeyleri Zung Depresyon Ölçeği ile;   yaşam kalitesi ise Kısa-Yaşam Kalitesi Ölçeği (WHOQOL-Bref) ile değerlendirildi.  İleri analizde General Linear Model uygulandı.

Bulgular:  Çalışmaya 95 hemşire katıldı. Hemşirelerin %46,3’ü yoğun bakımda, %44,2’si yataklı birimlerde çalışmaktaydı. İki grubun depresyon, aksiyete, yaşam kalitesi puanları ve iş ortamı stres kaynakları arasında istatistiksel anlamlı fark saptanmadı. Tüm grup ele alındığında, fiziksel hastalığı bulunan hemşirelerin sürekli ve durumluk anksiyete puanlarının daha yüksek olduğu ve bazı iş ortamı stres kaynaklarının sosyodemografik özellikler ile ilişkili olduğu saptandı. Depresyon, anksiyete ve yaşam kalitesi alt alan puanları ile iş ortamındaki stres kaynakları arasındaki ilişki değerlendirildiğinde bazı alanlarda anlamlı farklılıklar saptanmıştır.

Sonuç: Bu çalışmanın sonuçları, yoğun bakım ortamının hemşireler için daha stres verici olmadığını; fiziksel hastalığı bulunan veya bekar/dul olan hemşirelerin depresyon ve anksiyete geliştirmeye eğilimli olduklarını; bazı iş ortamı stres kaynaklarının sosyodemografik özellikler ile ilişkili olduğunu; yaşam kalitesinin hem sosdemografik özelliklerden hem de iş ortamına ait bazı stres kaynaklarından etkilendiğini düşündürmüştür.

 

Anahtar Kelimeler: Hemşire, anksiyete, depresyon, yaşam kalitesi, iş yeri stresi

 

The  Sources of Occupational Stress; Depression, Anxiety and Quality of Life Levels in the Nursing Staff: A Comparative Study between Intensive and non-Intensive Care Units.

 

Abstract

Purpose: Nurses as well as other health care professionals are at higher risk for depression and anxiety. The source of distress may vary according to practice area and, severe and prolonged distress culminates serious physiological and psychological disturbances. It is impossible to expect any individual to separate the working life from their personal lives.  It can be considered that, socidemographic characteristics of nurses (education, marital status, having physical/psychiatric disease and having children) may influence perception of workplace stress. The quality of life of nurses may be affected by work place stress as well as their individual characteristics.

This study aimed to investigate and compare depression and anxiety levels in nurses who work in intensive care units (ICU) or non-ICU. The study also investigated sources of occupational stress and quality of life of these two samples.

Method: A personal data collection form and, a semi-structured questionnaire for occupational stressors were used for collecting data. The Spielberger Anxiety Scale, the Zung Depression Scale, the Quality of Life Questionnaire-Bref Form (WHOQOL-Bref) were used for estimation of anxiety and depressive symptoms, and  the quality of life of the samples. In advanced statistical analysis General Linear Model was used.

Findings: There were 95 nurses included in the study. The 46.3% of nurses were working in ICU and 44.2% of them were working in non-ICUs. There was no statistically significant difference between the scores of depression, anxiety, quality of life and occupational stressors between ICU/non-ICU nurses. The evaluation of the groups  shows that the nurses who had physical diseases had higher state and trait anxiety scores and some source of workplace stressor had a relationship with some sociodemografic characteristics. When the depression, anxiety and quality of life domain’s scores and workplace stressors were evaluated together and statistically significant differences were observed.

Conclusions: In this study, the ICU environment did not appear to be more stressful for nurses and, the nurses with physical disability or who were divorced/living alone also have a major tendency to depression and anxiety. Some occupational stressors seem to be related with the sociodemographic variables and the quality of life may be influenced by both individual characteristics and work place stressors.

Key word: Nurse, anxiety, depression, quality of life, occupational stress


Giriş

Birçok çalışma hemşireliğin zor bir meslek olduğunu ve iş yerinden kaynaklanan stresin hemşireler arasında yaygın olduğunu göstermiştir (Elfering ve ark. 2002, Lee ve Wang 2002, Santos ve ark.2003). Baskı ve stres altında çalışmak (Raggio ve Malacarne 2007, Brown ve Edelmann 2000) ve çalışma saatlerinden memnuniyetsizlik (Burke ve ark. 2000) iş kalitesini olumsuz yönde etkileyen önemli etkenlerdir. Hemşirelerin; hekimlerle, meslektaşlarıyla ve denetleyicileri ile girdikleri çatışmaları; iş yerinde yapılan ayrımcılığı; aşırı iş yükü ve uygulanan tedaviye ilişkin belirsizlikleri; ölmekte olan hasta ve ölüm olgusu ile başa çıkmayı; hasta ve hasta yakınları ile yaşanan çatışmaları iş ortamı stres kaynakları olarak tanımladıkları saptanmıştır (French ve ark. 2000). Çalışmalar, iş yerinden kaynaklanan stresin her iş ortamında birbirinden farklı olduğunu göstermektedir (Ebrinç ve ark 2002) Yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşireler için, ölmekte olan hasta ve ölüm olgusu ile başa çıkabilmek en önemli iş ortamı  stresi iken, cerrahi-dahili servislerinde çalışan hemşireler için fazla iş yükü ve personel yetersizliğinin en önemli iş ortamı stres kaynağı olduğu; ameliyathane hemşirelerinin, hematoloji ve onkoloji ünitelerinde çalışanlar kadar emosyonel zorluk yaşamadıkları saptanmıştır (Foxall ve ark. 1990, Tyler ve Ellison 1994).

Hemşirelerin maruz kaldıkları kronik stresle yeni savunma mekanizmaları geliştirerek başa çıkmaya çalıştıkları; bazen bu savunma mekanizmaları ve anksiyete/depresyon yaşantılarının patolojik bir boyuta ulaşarak Tükenmişlik Sendromu’nun gelişmesine neden olabileceği bildirilmektedir (Ebrinç ve ark 2002, Raggio ve Malacarne  2007). Yaptıkları işten memnun olmayan hemşirelerin hem bakım verdikleri hastalardan hem de mesleki sorumluluklarından uzaklaştığı bildirilmektedir (Demerouti ve ark. 2000).

Literatürdeki bu bilgiler doğrultusunda, bu çalışmaya başlarken, yoğun bakım ve yataklı birimlerde hizmet veren hemşirelerin iş ortamındaki stres kaynaklarının birbirinden farklı olacağını; yoğun bakımda çalışan hemşirelerin depresyon ve anksiyete düzeylerinin daha yüksek ve yaşam kalitelerinin daha düşük olacağını varsaydık.

 

GEREÇ ve YÖNTEM

Araştırma kesitsel analitik bir araştırmadır. Örneklem, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde hem yoğun bakım ve hem de yataklı birim hizmeti veren çeşitli kliniklerinde çalışan 95 hemşireden oluşmaktadır. Katılımcıların en az bir yıldır aynı birimde ve aynı görevde çalışıyor olmaları koşulu aranmıştır. Çalışmaya katılanlara kimliklerinin gizli kalacağı bilgisi verilmiş ve hepsinden gönüllü onam alınmıştır. Araştırmada kullanılan ölçekler, gerekli açıklamalar yapıldıktan sonra hemşirelere dağıtılmış ve iki hafta sonunda toplanmıştır.  Yoğun bakımda çalışan 51 ve serviste çalışan 44 hemşire çalışmayı tamamlanmıştır. Kapsayıcılık oranı %79,2’dir (95/ 120).

 

VERİ TOPLAMA

Araştırma Gereçleri

Araştırmanın verilerinin toplanabilmesi için geliştirilen form üç bölümden oluşmaktadır.

Birinci bölümde; hemşirelerin yaş, medeni durum, çocuk sayısı, sağlık durumları gibi sosyodemografik özelliklerini belirlemeye yönelik soruları kapsayan soru formu kullanılmıştır.

İkinci bölümde; anksiyete düzeylerini değerlendirmek için Spielberger Anksiyete Ölçeği; depresyon düzeylerini değerlendirmek için Zung Depresyon Ölçeği ve yaşam kalitesini değerlendirmek için Kısa-Yaşam Kalitesi Ölçeği (WHOQOL-Bref) kullanılmıştır.

Üçüncü bölümde; iş ortamındaki stres kaynaklarını belirlemek üzere yarı yapılandırılmış bir soru formu kullanılmıştır. Bu formda olası iş yeri streslerine ait bir liste verilmiş ve katılımcılara kendileri için en önemli olan ilk beş tanesini sıralamaları; listede bulunmayan kendilerinin iş yeri stresi olarak düşündüklerini listenin altındaki bölüme kaydetmeleri istenmiştir.

 

Araştırmada Kullanılan Ölçekler

Spielberger Durumluk ve Sürekli Anksiyete Ölçeği: 40 sorudan ve iki bölümden oluşmaktadır. Türkçe’ye uyarlaması ve geçerlilik-güvenilirlik çalışması yapılmıştır. (Spielberger ve ark.1983, LeCompte ve Öner 1976).   

Zung Depresyon Ölçeği

Depresif semptom taramasında yaygın olarak kullanılan ve 20 sorudan oluşan bir ölçektir (Zung 1965). Türkçe geçerlilik ve güvenilirlik çalışması Ceyhun ve Akça (1996) tarafından yapılmıştır. 

Kısa-Yaşam Kalitesi Ölçeği (WHOQOL-Bref) :

Dünya Sağlık Örgütü’nün geliştirdiği bir yaşam kalitesi ölçeğidir (WHOQOL Group, 1998). Eser ve ark. tarafından (1999), Türkçe’ye çevirilerek geçerlilik–güvenilirlik çalışması yapılmıştır. Yirmi yedi sorudan oluşmaktadır. Yaşam kalitesini fiziksel, psikolojik, sosyal,  çevre ve ulusal çevre alanı olmak üzere 5 alt başlıkta değerlendirir (Eser  ve ark. 1999).

·                       Fiziksel alan: Gündelik işleri yürütebilme, ilaçlara/tedaviye bağımlılık, canlılık/ bitkinlik, hareketlilik, ağrı/rahatsızlık, uyku/dinlenme ve çalışabilme gücü ile ilgili sorular yer alır.

·                       Ruhsal alan: Beden imgesi ve dış görünüş, olumlu/olumsuz duygular, benlik saygısı, maneviyat/din, kişisel inançlar, düşünme, öğrenme, bellek ve dikkatini toplama ile ilgili sorular yer alır.

·                        Sosyal alan: Diğer kişilerle ilişkiler, sosyal destek, cinsel yaşam ile ilgili sorular yer alır.

·                       Çevre alanı: Maddi kaynaklar, fiziksel güvenlik/emniyet, sağlık hizmeti ve sosyal yardım alabilme, ev ortamı, ulaşım, yeni bilgi ve beceri edinme fırsatı, dinlenme/boş zaman değerlendirme fırsatları ve bunlara katılabilme ile fiziksel çevreye (kirlilik, gürültü, trafik, iklim) ilişkin sorular yer alır.

·                       Ulusal çevre alanı: Sosyal baskıya ilişkin soru yer alır

 

Veri Analizi

Veri tabanı oluşturulmasında ve istatistiksel analizlerde istatistik paket programlar kullanıldı. Sosyodemografik özelliklere ilişkin ham veriler tanımlayıcı tablolara dönüştürüldü. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenler üzerindeki etkisini ölçmek üzere nonparametrik testler, Mann-Whitney U testi ve Kruskal Wallis varyans analizi testleri ve parametrik testlerden Student’s-t Testi ve Kikare analizi uygulandı ve p<0,05 anlamlı kabul edildi.

 

BULGULAR

Sosyodemografik Özellikler

Çalışmaya 95 hemşire katılmıştır. Hemşirelerin % 46.3’ü yoğun bakım ünitelerinde % 44.2’si yataklı birimlerde çalışmaktaydı. Yoğun bakım ve yataklı birim hemşirelerinin yaş ortalamaları ardışık olarak 28.4±4.9 ve 34.1± 6.2 yıldı.

Daha yüksek eğitimli (üniversite mezunu) hemşirelerin çoğunun yoğun bakımda görevli olduğu saptandı. (p=0.036). Sosyodemografik özellikler Tablo 1’de gösterilmektedir. 

 

Puanların Karşılaştırılması

 

Zung Depresyon Ölçeği Puanları:

Tüm örneklemin ortalama depresyon puanı 38.9±9.0; Yoğun Bakım/Yataklı Birim gruplarına ait ortalama puanlar sırasıyla 39.8±8.7 ve 37.9±9.2 olarak saptandı. Gruplar arası fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0.05)

Tablo 3’de görüleceği gibi medeni durum ve fiziksel hastalığa sahip olma açısından puanlar arasında anlamlı fark bulunmuştur. En yüksek depresyon puanı, boşanmış hemşireler grubuna aittir (p= 0.010). Benzer şekilde fiziksel hastalığı olan hemşirelerin daha yüksek depresyon puanlarına sahip oldukları saptanmıştır (p= 0.001).

Spielberger Durumluk ve Sürekli Anksiyete Ölçeği Puanları

Tüm örneklemin ortalama durumluk anksiyete puanı 43.1±10.9 ve sürekli anksiyete puanı 38.9±9.0’dır. Fiziksel hastalığı olan hemşirelerin durumluk (p= 0.001)  ve sürekli (p= 0,001) anksiyete puanlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu gözlenmiştir. Yoğun Bakım/Yataklı Birim gruplarına ait ortalama puanlar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0.05).

WHOQOL-BREF Puanları

Yaşam kalitesinin sosyodemografik özelliklerle ilişkisi incelenmiştir. İstatistiksel anlamlılık taşıyan bulgular aşağıda verilmiştir.

Fiziksel Alan: Fiziksel hastalığı olanlarda fiziksel yaşam kalitesi puanı da anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (p= 0.018).

Ruhsal alan: Sosyodemografik değişkenler ile ruhsal alan puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0.05).

Sosyal Alan: Fiziksel hastalığı olanlarda sosyal ilişkilere ait yaşam kalitesi puanı da anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (p= 0.003)

Çevre Alanı: En düşük çevre puanı boşanmış hemşirelerde gözlenmiştir (p= 0.022). Benzer şekilde fiziksel hastalığı olanlarda da çevre puanı anlamlı düşük bulunmuştur (p= 0.003).

Ulusal Çevre Alanı: En düşük ulusal çevre puanı boşanmış hemşirelerde gözlenmiştir (p= 0.016). Benzer şekilde fiziksel hastalığı olanlarda da ulusal çevre puanı anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (p= 0.003).

 

İş ortamına bağlı stres kaynakları

Yoğun Bakım/Yataklı Birim ortamlarına ait stres kaynaklarının gruplar arasında istatistiksel anlamlı farklılık göstermediği saptanmıştır.

  

İş ortamına bağlı stres kaynaklarının sosyodemografik özelliklerle (eğitim, medeni durum, fiziksel hastalığa sahip olma, çocuk sahibi olma/olmama) ilişkisi araştırıldığında istatistiksel anlamlılığı olan farklılıklar saptanmıştı. “Medikal ve yönetim kadrosunun ikili otoritesi altında bulunmak” ve “Meslektaşlar arasında yaşanan çatışmalar”ı iş ortamlarındaki en önemli stres kaynağı olarak bildirenlerin çoğunluğunun üniversite mezunu hemşireler (bu çalışmada üniversite eğitimi almış hemşirelerin çoğu yoğun bakımlarda görevliydi) olduğu saptanmıştır. “Meslekte yeterli doyuma ulaşamama”yı en önemli iş yeri stres kaynağı olarak bildirenlerin çoğunun meslek lisesi mezunu hemşireler (bu çalışmada meslek lisesi mezunu olan hemşirelerin çoğu yataklı birimlerde görevliydi) olduğu; “Kötü Yönetim” ve “Uygun cihaz ve donanıma sahip olmama”yı iş yeri stres kaynağı olarak bildirenlerin çoğunun evli hemşireler olduğu (bu çalışmada evli hemşirelerin çoğu yataklı birimlerde görevliydi); “Birlikte çalışılan hekimin bitmek bilmeyen istekleri”ni en önemli iş yeri stres kaynağı olarak bildirenlerin çoğunun fiziksel hastalığı olmayan hemşireler olduğu (bu hemşirelerin çoğunluğu yoğun bakımlarda çalışmaktaydı); “Hasta ve hasta yakınlarının istekleri ile başa çıkmak”ı en önemli iş yeri stres kaynağı olarak bildirenlerin çoğunun bekar hemşireler olduğu (bu hemşirelerin çoğunluğu yoğun bakımlarda çalışmaktaydı) saptanmıştır (Tablo 5).

 

Depresyon, anksiyete ve yaşam kalitesi alt alanlarının puanları ile iş ortamındaki stres kaynakları arasındaki ilişki General Linear Model ile incelendiğinde anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Yaşam kalitesinin ruhsal alt alan puanları ile iş ortamındaki stres kaynaklarından “Mesleki sınırların tam olarak çizilmemiş olması ” ve  “Uzun çalışma saatleri/gece mesaisi”nin Yoğun Bakım/Yataklı Birim hizmeti veren hemşireler arasında istatistiksel anlamlı farklılık gösteren düzeyde ilişki olduğu saptanmıştır. Bu iki iş ortamı stres kaynağına ilişkin yaşam kalitesi ruhsal alt alan puanlarının yoğun bakım hemşirelerinde daha düşük olduğu saptanmıştır (sırasıyla p=0.02 ve  p=0.042),

Benzer şekilde “Ödüllendirmenin olmaması” ve “Uzun çalışma saatleri/gece mesaisi”ni iş ortamı stres kaynağı olarak tanımlayan yoğun bakım ve servis hemşireleri arasında, çevre ve ulusal çevre alanı puanları anlamlı farklı bulunmuştur. Yoğun bakım hemşirelerinin bu iki iş ortamı stres kaynağına ilişkin yaşam kalitesi çevre alt puanları (sırasıyla p=0.037 ve  p=0.064)  ve ulusal çevre puanları (sırasıyla p=0.015 ve  p=0.046) yataklı serviste çalışan hemşirelerden daha düşük bulunmuştur (Tablo 6).

“Meslektaşlar arasında yaşanan çatışmalar”ı iş ortamı stres kaynağı olarak tanımlayan hemşireler arasında yoğun bakımda çalışanların yaşam kalitesi sosyal alt alan puanı daha düşüktür (p= 0.039).

 “Zaman baskısı”, “Uygun cihaz ve donanıma sahip olmama”, “Kullanılan cihazların sorumluluğunun hemşireye yüklenmesi” ni iş ortamı stres kaynağı olarak tanımlayan hemşireler arasında durumluk anksiyete puanlarının yoğun bakım hemşireleri arasında daha yüksek olduğu saptanmıştır (sırasıyla  p=0.031; p=0.056;, p=0,010).

 

TARTIŞMA

Hemşirelik, yüksek düzeyde mesleki beceri, ekip çalışması ve 24 saat boyunca hizmet vermeyi gerektiren; bu özellikleri nedeniyle çok çeşitli iş ortamı stresinin ve duygusal tükenmenin sıkça yaşandığı bir meslektir (Taycan ve ark. 2006, Phillips 1996, Arafa ve ark. 2003). Diğer yandan, herhangi bir bireyin sosyal yaşamını iş yaşamından tamamen ayırabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle hemşirelik mesleğini seçen kadınlar; bir yandan kadın/anne/eş olmak, diğer yandan hem evinde hem de iş yaşamlarında çeşitli sorumluluklara sahip olmak gibi birbirinden farklı birçok sosyal rolü üstlendikleri için ruhsal yakınmalar açısından risk altındadırlar.

Bireylerin strese katlanma becerileri kişisel özelliklerine, deneyimlerine ve başa çıkma mekanizmalarına göre farklılaşabilmektedir. Dolayısı ile çeşitli kişisel özellikler, bulunulan iş ortamındaki stresi arttırabilmekte; aynı ortamda çalışsalar bile benzer stres kaynakları her bir hemşire tarafından farklı algılanabilmektedir (McVicar 2003, Brown ve Edelmann 2000). Strese verilen yanıtların bazıları olumlu sonuçlar sağlayabilir (Bartlett 1998) ancak yoğun ve uzamış strese maruz kalmak duygusal tükenmeye ve birçok fizyolojik değişikliğe neden olmaktadır (Taycan ve ark. 2006).

Bu çalışmada yoğun bakımda çalışan hemşirelerin anksiyete ve depresyon düzeyleri yataklı servis hizmeti veren hemşirelerden daha yüksek bulunmuş olmakla birlikte, iki grup arasında istatistiksel anlamlı fark saptanmamıştır. Ancak tüm örneklem ele alındığında fiziksel sorunu olan hemşirelerin durumluk ve sürekli anksiyete puanlarının daha yüksek olduğu; bu hemşirelerin yaşam kalitesi ölçeğinin çoğu alanından en düşük puanları almış oldukları dikkati çekmektedir. Fiziksel sorunu olan hemşirelerin yaşadıkları bazı mesleki zorlukların sahip oldukları hastalıktan kaynaklanan yetersizliklerin bir sonucu olması olasıdır. Hemşirelerle yapılan çalışmalarda, yoğun strese maruz kalmanın işe düzenli devam etmeme ve sağlık sorunları ile yakından ilişkili olduğu saptanmıştır (Healy ve McKay 1999, McGowan 2001, Shader ve ark.2001).Batılı ülkelerde anksiyete ve depresyon sıkça karşılaşılan ruhsal sorunlardır (Eriksen ve ark. 2006).

Bu çalışmada evli olan hemşirelerin en düşük depresyon puanlarına sahip oldukları saptanmıştır. Diğer yandan, toplumdaki sosyal baskıyı değerlendiren yaşam kalitesi ulusal çevre alt puanlarının, boşanmış olan hemşirelerde en düşük bulunması dikkat çekicidir.  Bu bulgu, yalnız yaşayan hemşirelerin, yaşamalarını birileri ile paylaşanlara göre daha yüksek düzeyde strese sahip olduklarını bildiren literatürle paralelik göstermektedir (McVicar 2003).

Bu çalışmada yoğun bakımda çalışan hemşirelerin çalışma ortamındaki stres kaynaklarına ilişkin yakınmalarının oranı, yataklı servis hizmeti veren hemşirelerden daha yüksek bulunmuş olmakla birlikte, iki grup arasında istatistiksel anlamlı fark saptanmamıştır (Tablo 3). İş yerinden kaynaklanan birçok stresin hemşirelerin iş kalitesini etkilediği bilinmektedir. (Akbal-Ergün ve ark.2001, Elfering ve ark. 2002, Lee ve Wang 2002, Santos ve ark.2003, Raggio ve Malacarne 2007).

Stres kaynaklarının çalışılan iş ortamına göre farklılaşması doğaldır. Bu çalışmada yoğun bakımda çalışan hemşirelerin en fazla dile getirdikleri iş ortamı stres kaynakları sırasıyla “Mesleki sınırların tam olarak çizilmemiş olması”, “Uzun çalışma saatleri/gece mesaisi” ve “Ödüllendirmenin olmayışı” olarak tanımlanırken; yataklı birimde çalışan hemşilerce en fazla yakınılan iş ortamı stres kaynağı “Meslekte yeterli doyuma ulaşamama”dır.

Bu çalışmada farklı ünitelerde çalışan hemşirelerin iş yeri stres kaynakları ile depresyon puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ancak tüm hemşirelere ait durumsal anksiyete puanlarının “Zaman baskısı”, “Uygun cihaz ve donanıma sahip olmama” ve “Kullanılan cihazların sorumluluğunun hemşireye yüklenmesi” ile anlamlı ilişkisi olduğu; “Çalışırken işimin bölünmesi”ni iş ortamı stresi olarak bildiren yoğun bakım hemşirelerinin sürekli anksiyete puanlarının anlamlı yüksek olduğu saptanmıştır. Bu bulgular başka çalışmalarla paralellik göstermektedir (Akbal-Ergün ve ark.2001, Begat ve ark. 2005). Bu stres kaynaklarının birbirleri ile ilişkisi açıktır. Sınırlı zamanda işini bitirmesi beklenen hemşirelerin işlerinin çeşitli nedenlerle bölünmesi, tıbbi donanımla ilgili sorunlar yaşamaları ve bunların sorumluluklarını üstlenmek zorunda kalmaları önemli anksiyete kaynağı olarak görünmektedir.

Daha önceki çalışmalarda hemşirelerin meslektaşları ve birlikte çalıştıkları hekimlerle yaşadıkları çatışmalar (Hillhouse ve Adler 1997, Bratt ve ark. 2000, Ball ve ark. 2002), mesleki ödüllendirmenin olmayışı ve uzun çalışma saatleri (Demerouti ve ark. 2000, McGowan 2001, Ball ve ark. 2002, Efinger ve ark. 1995) hemşirelerin en önemli iş yeri stres kaynakları olarak tanımlanmaktadır. Yaşam kalitesi açısından bakıldığında, gece mesaisinde çalışan hemşirelerin fiziksel ve sosyal alt alan yaşam kalitesi puanlarının daha düşük olduğu (Andrades Barrientos ve Valenzuela Suazo, 2007) bildirilmektedir. Bu çalışmanın sonuçları da yoğun bakımda çalışan hemşirelerin uzun çalışma saatleri/gece mesaileri nedeniyle, yaşam kalitelerinin düştüğünü göstermektedir.

 

SONUÇ VE ÖNERİLER:

Bu çalışmanın küçük bir örneklemde yapılmış olması en önemli kısıtlılığıdır. Bununla birlikte elde edilen bulgular, net olarak tanımlanmış olan hemşirelik yetki ve sorumluluk sınırlarının çalışma pratiğine de geçirilmesi gerektiğini; hemşirelik hizmetlerindeki niteliğin arttırılabilmesi için, çalışılan iş ortamındaki stres kaynaklarının belirlenmesi ve en aza indirilmesi için önlemler alınması gerektiğini; yönetici ya da denetleyici konumundaki kişilerin, eğitim ve denetim desteği verecek nitelikte olmalarının sağlanması gerektiğini düşündürmektedir. Hemşirelerin mezuniyetleri sonrasında,  meslek içi eğitimlerinin geliştirilmesi ve insan gücü planlamasının gerçek verilere uygun olarak yapılması iş kalitesini yükseltmesi yanı sıra, hemşirelerin ruhsal ve fiziksel sağlıklarının korunmasına da katkıda bulunacaktır.

 

KAYNAKLAR

 

Akbal-Ergün Y, Özer Y, Baltaş Z (2001) Yoğun Bakımda Çalışan Hemşirelerin Stres Düzeyleri ve Stresin Hemşireler Üzerindeki Etkileri Yoğun Bakım Hemşireleri Dergisi 5: 70-79.

Andrades Barrientos L ve Valenzuela Suazo S (2007) Quality of life associated factors in Chileans hospitals nurses. Rev Lat Am Enfermagem  15: 480-486.

Arafa MA, Nazel MW, Ibrahim NK ve Attia A (2003) Predictors of psychological well-being of nurses in Alexandria, Egypt. Int J Nurs Pract  9: 313-320.

Ball J, Pike G, Cuff C, Mellor-Clark J, Connell J (2002) Results from the RCN Working well survey into the wellbeing and working lives of nurses. RCN Online,                              http://www.rcn.org.uk/__data/assets/pdf_file/0008/78524/001572.pdf  (last accessed Feb 2008)

Bartlett D (1998) Stress, Perspectives and Processes. Health psychology Series. Chapter 1. Stress and Health, OUP, Buckingham, pp. 1–21.

Begat I, Ellefsen B, Severinsson E, Begat I, Ellefsen B, Severinsson E (2005) Nurses' satisfaction with their work environment and the outcomes of clinical nursing supervision on nurses' experiences of well-being- a Norwegian study. J Nurs Manag  13: 221-230.

Burke TA, McKee JR, Wilson HC, Donahue RM, Batenhorst AS ve Pathak DS (2000) A comparison of time-and-motion and self-reporting methods of work measurement. J Nurs Adm. 30: 118-125.

Bratt MM, Broome M, Kelber S ve Lostocco L (2000) Influence of stress and nursing leadership on job satisfaction of pediatric intensive care unit nurses. Am J Crit Care 9: 307–317.

Brown H ve Edelmann R (2000) Project 2000: a study of expected and experienced stressors and support reported by students and qualified nurses. J Adv Nurs 31: 857-864.

Ceyhun B, Akça F (1996) Zung Depresyon Ölçeğinin geçerlik ve güvenirliği üzerine bir çalışma. VIII. Ulusal Psikoloji Kongresi Bilimsel Çalışmaları, 21-23 Eylül, İzmir.

Demerouti E, Bakker AB, Nachreiner F, Schaufeli WB (2000) A model of burnout and life satisfaction amongst nurses. J Adv Nurs 32: 454-464.

Ebrinç S, Açıkel C, Başoğlu C, Çetin M, Çeliköz B (2002) Yanık merkezi hemşirelerinde anksiyete, depresyon, iş doyumu, tükenme ve stresle başa çıkma: Karşılaştırmalı bir çalışma. Anadolu Psikiyatri Dergisi; 3: 162-168.

Efinger J, Nelson LC ve Starr JMW (1995) Understanding circadian rhythms: a holistic approach to nurse and shift work. J Holist Nurs 13: 306–322.

Elfering A, Grebner S, Semmer NK ve Gerber H (2002) Time control, catecholamines and back pain among young nurses. Scand J Work Environ Health 28: 386-393.

Eriksen W, Tambs K ve Knardahl S (2006) Work factors and psychological distress in nurses' aides: a prospective cohort study. BMC Public Health  6: 290.

Eser E, Fidaner C, Eser SY, Elbi H ve Göker E (1999) Psychometric properties of the WHOQOL-100 and WHOQOL-BREF. J Psychiatry Psychol Psychopharmacol 7: 23-40.

French SE, Lenton R, Walters V ve Eyles J (2000) An empirical evaluation of an expanded nursing stress scale. Journal of Nursing Measurement 8: 161-178.

Foxall MJ, Zimmerman L, Standley R ve Bené BA (1990) Comparison of frequency and sources of nursing job stress perceived by intensive care, hospice and medical-surgical nurses. J Adv Nurs 15: 577-584.

Healy C ve McKay MF (1999) Identifying sources of stress and job satisfaction in the nursing environment. Aust J Adv Nurs  17: 30–35.

Hillhouse JJ ve Adler CM (1997) Investigating stress effect patterns in hospital staff nurses: results of a cluster analysis. Soc Sci Med 45:1781-1788.

LeCompte WA ve Öner N (1976) Development of the Turkish edition of State-Trait Anxiety Inventory. In: Speilberger CD, Diaz Guerro R (Eds) Cross-Cultural Anxiety. Washington DC. Heminsphere Publishing Cop:51-68.

Lee I ve Wang HH (2002) Perceived occupational stress and related factors in public health nurses. J Nurs Res 10: 253-260.

McGowan B (2001) Self-reported stress and its effects on nurses. Nurs Stand. 15: 33–38.

McVicar A (2003) Workplace stress in nursing: a literature review. J Adv Nurs. 44: 633-642.

Phillips S (1996) Labouring the emotions: expanding the remit of nursing work? J Adv Nurs. 24: 139-143.

Raggio B ve Malacarne P (2007) Burnout in intensive care unit. Minerva Anestesiol 73: 195-200.

Santos SR, Carroll CA, Cox KS, Teasley SL, Simon SD, Bainbridge L, Cunningham M ve Ott L (2003) Baby boomer nurses bearing the burden of care: A four-site study of stress, strain, and coping for inpatient registered nurses. J Nurs Adm 33: 243-250.

Shader K, Broome ME, West ME ve Nash M (2001) Factors influencing satisfaction and anticipated turnover for nurses in an academic medical center.  J Nurs Adm 31: 210–216.

Speilberger CD, Gorsuch RL ve Lushene RE (1970) Manual for State Trait Anxiety Inventory. Consulting Psychologists Pres, Palo Alto, CA.

Taycan O, Kutlu L, Çimen S, Aydın N (2006) Bir Üniversite Hastanesinde Çalışan Hemşirelerde Depresyon Ve Tükenmişlik Düzeyinin Sosyodemografik Özelliklerle İlişkisi. Anadolu Psikiyatri Dergisi 7:100-108.

Tyler PA ve Ellison RN (1994) Sources of stress and psychological well-being in high-dependency nursing. J Adv Nurs  19: 469-476.

WHOQOL Group (1998). The World Health Organization  Quality of Life Assessment (WHOQOL): development and general psychometric properties. Soc. Sci. Med.; 46: 1569-1585.

Zung WWK (1965) A Self-rating Depression Scale. Archives of General Psychiatry 12: 63–67.