Ahmet Çelikkol

           Ana Sayfa           

          Site Haritası          

   Ruhsal Bozukluklar  

     Muayenehane   

           İletişim         

             Basında           

        Konuk Defteri       

            Kitap           

     Gazete Yazıları    

       YÖK Yazıları      

   Çelikkol Yayıncılık  

            Özgeçmiş           

            Fotoğraf           

                 Şiir                

  Ege Psikiyatri Yayınları 

 

İNSANLIK NEREYE?

 

Tarihi incelerken dönem ve olayların etiketlerinin ötesine geçmek, ve insanın tarih içindeki macerasının psikodinamik özüne inmek gerekir.

Bir çağ öncesinin garip kişisi, kralın sadece soğanın cücüğünü yiyen kişi olduğunu sanırken, bugün teknolojinin getirdiği olanaklarla, egemenin şato benzeri yatlarını, çiftliklerini, televizyonunda, evinde otururken bile izleyebilmektedir. Gelir dağılımının aşırı adaletsizliği, günümüzde her gün izlenen ve yaşanan olumsuz bir durumdur ve kuşkusuz pek çok kişide süreğen ruh incinmesine yol açmaktadır.

 

Tarihi incelerken dönem ve olayların etiketlerinin ötesine geçmek, ve insanın tarih içindeki macerasının psikodinamik özüne inmek gerekir. Birkaç on yıldır, psikoloji, psikiyatri ve tarihin ortak ilgi alanını oluşturan Psikohistori, tarihin bugüne gelişinin analizine soyunarak gelecek için çıkarımlarda bulunma çabasındadır. Tarihsel psikoloji yanında, tarihsel sosyolojinin de tarihsel analizler için kullanılması söz konusudur.

Kuşbakışı bir gözle bakılırsa, ateşin, tekerleğin, yazının, barutun, matbaanın, nükleer enerjinin keşfi veya icadının, zamanının teknolojisini geliştirme yanında insan yaşantısının da sıçrama noktalarını oluşturduğu görülür. Teknolojinin zaman içindeki gelişimi, zaman zaman devrime dönüşür. Örneklemek gerekirse, dağ tepelerine kurulmuş ve surlarla korunmuş şatolarında rahat ve güvenli yaşayan derebeylerinin şato duvarları ve şatoları, topun icadıyla yerle bir olur ve derebeylik yıkılır. İncil'in herkesin kullandığı dile çevrilmesiyle, kilise gücünü kaybetmeye başlar. Atom bombasının keşfi ile, dünya ölçüsünde savaşın kolay kolay göze alınamayacağı gerçeği ortaya çıkar. Olursa insan türünün bir sonraki dünya savaşını 'ok ve mızrakla' yapacağı öne sürülür.

İki tarafı keskin kılıç: Teknoloji

Uygarlık ve teknoloji her zaman, en azından çoğu zaman aynı şey değildir. Uygarlık insan türünü, dünya ölçüsünde benzeri olmayan zirvelere tırmandırırken, teknoloji çoğu zaman uygarlığa payandalık etse de, iki tarafı keskin bir kılıç gibidir. Bazen de Demokles'in kılıcı gibi insan türünün tepesinde sallanmaktadır. Dinamit, insan gücünün alet kullanarak bile kolay kolay yapamayacağı işleri yapabilmesine olanak verirken, tek tek bireylerin kötü amaçlarla kullanması yanında, çoğul bir davranış olarak kitle halinde öldürücü silahlara da dönüşmüştür. Elektrik direği sokağı aydınlatmak için dikilir. Ne var ki bir sarhoş bu direği sadece düşmemek için kullanır. Aynı direk, kötü amaçlı birinin elinde ölümcül bir silaha dönüşür.

Korkutan Teknoloji ...

Bugün, teknolojinin ulaştığı düzey her yönüyle korkutucudur. Otuz yıl kadar önce, Ege Üniversitesi'nde Türkiye'nin ilklerinden olan bilgisayar sisteminde (o günkü deyişle elektronik beyin veya kompüter) bin hastanın yaş ortalamasını alamadığımı hatırlıyorum. Bilgisayarın kapasitesi yetmemişti. Bugün yeni yetme bir çocuğun kişisel bilgisayarı, otuz yıl öncesinin andığım bilgisayarının milyonlarca katı kapasitedir. Bu gelişme bile, sadece macera arayan bilgisayar kurdu delikanlının, bir virüs salarak pek çok bilgisayar ağını çökertebilmesi riskini ortaya çıkarmıştır.

On bir Eylül faciası da bir yandan insanlığın gözünü açmış bir yandan da teknolojiye egemen insan türünün, bir gün teknolojinin esiri olabileceği gerçeğini ortaya koymuştur.

On birinci yüzyılda İran ve çevresini kana bulayan, bugünkü deyişle terörist sıfatını alabilecek Alamut Kalesi egemeni Hasan Sabbah, örgütlü terör şebekesiyle nihayet birkaç devlet adamını öldürebilmiştir. Hasan Sabbah bugün yaşasaydı, söylendiğine göre haşhaş vererek teröre yönelttiği müritleriyle önemli bir kitlenin imhasına yol açardı. Birkaç kişinin kendini feda etmesiyle, dünya teknolojisinin ve ekonomisinin- gözbebeği ikiz kulelerin yarım saat içinde yerle bir edildiği gibi. Dahası, birkaç kişi ölümü göze almadan, bir ortaokul öğrencisinin veya elektrikçi çırağının başarabileceği uzaktan kumanda ile bir kamyon dolusu dinamit patlatılabilir.

Bilimkurgu yazarlarına dikkat etmek ve önem vermek gerekir. Kurgularının birkaç on yıl içinde gerçeğe dönüştüğü az görülmemektedir ve bu yazarların bugünkü kurguları, verilen örnekler yanında çok daha dehşet verici niteliktedir. Bir terörist grubun bir biçimde birkaç nükleer bombayı ele geçirdiğini kurgulayalım. Dahası, bu terörist grubun, bir devlet yönetimini ele geçirdiğini varsayalım. 'Varsayalım' sözü sözün gelişidir ve bu örnekler yaşanmış ve halen yaşanmaktadır.

Biyolojide şaşmaz kurallar vardır. En önemlilerinden biri, canlının doğup büyümesi sonra trendin tersine dönmesiyle yaşlanıp, hastalanıp ölmesidir. İnsan türünün tümünü tek bir canlı kabul edemeyiz. Gene de düşünmeliyiz; biyolojinin kuralları insan türünün tarihsel yönelimi için de geçerli olabilir mi?

Astrofizikçiler, bugün evrenin birçok bilinmeyenini çözmüş durumdadır. Onlara göre evren, dünya ölçüsünde zor kavrayacağımız bir hızla genişlemektedir. Bugün hesabı yapılan, bu genişlemenin sürekli mi olacağı yoksa doyma noktasından sonra tekrar daralmaya mı başlayacağıdır. İkinci olasılık evrenin günün birinde yok olması demektir, ancak zamanı dikkate aldığımızda hiçbirimiz için ürkütücü olmamaktadır. Konu insanlık tarihinin akışı ise, zaman çok daralmıştır.

Gelir dağılımı ve incinen ruhlar

Uygarlığın, insan türünü yok edebilecek iki tarafı keskin bıçak olması söz konusu değildir. Ancak teknoloji, bu potansiyeli içinde taşımakta ve baş döndürücü bir hızla ileri giderken bu risk her gün daha da artmaktadır. Gelişen ve ulaşılması her gün daha da kolaylaşan teknoloji ise üzerimizde Demokles kılıcıdır. Diğer yandan dünyanın bugün içinde bulunduğu durum, gelişmiş ülkelerle gelişmemiş ülkeler arasındaki gelir uçurumunu artırırken, bireyler arasındaki gelir dağılımı dengesizliği neredeyse geometrik olarak artmaktadır.

Bir çağ öncesinin garip kişisi, kralın sadece soğanın cücüğünü yiyen kişi olduğunu sanırken, bugün teknolojinin getirdiği olanaklarla, egemenin şato benzeri yatlarını, çiftliklerini, televizyonunda, evinde otururken bile izleyebilmektedir. Yaşama standardı farkının çok açılması ya da gerek ülkelerarası, gerek kişiler arası gelir dağılımının aşırı adaletsizliği, günümüzde her gün izlenen ve yaşanan olumsuz bir durumdur ve kuşkusuz pek çok kişide süreğen ruh incinmesine yol açmaktadır.

Bu tür gelişmelerin olası sonucu, bireylerin ruhsal yapılarına terörist ruhunun şırınga edilmesidir. Bugünün koşulları, bir yandan terörist ruhlu bireylerin sayısını artırırken diğer yandan da olağanüstü terör araçlarını bu kişilerin ellerine teslim etmektedir. Tartışılan konu bir 'cehennem senaryosu' olarak görülebilir. Ancak her stratejik değerlendirmede, bir cehennem senaryosunun da gerekli olduğu kabul edilmelidir. Bugün ABD'ye bir yolculuk yapacak olursanız, gümrük kapılarında saatlerce süren incelemelere tabi tutulduğunuzda durumu daha kolay kavrarsınız.