Ahmet Çelikkol

           Ana Sayfa           

          Site Haritası          

   Ruhsal Bozukluklar  

     Muayenehane   

           İletişim         

             Basında           

        Konuk Defteri       

            Kitap           

     Gazete Yazıları    

       YÖK Yazıları      

   Çelikkol Yayıncılık  

            Özgeçmiş           

            Fotoğraf           

                 Şiir                

  Ege Psikiyatri Yayınları 

 

POPÜLER TARİH, Haziran 2005

KULA’DA KARAMANİCE MEZAR TAŞLARI

Karamanca, Karamanlıca, Karamanîce, Yunanca Karamanlidika, XVIII. yüzyılda Osmanlıca “Zımmiyan-ı Karaman”, Rumca Karamanian adı verilen Ortodoks Hıristiyanların konuştuğu Türkçe’dir. Ayırt edici özelliği, yazılışında Yunan alfabesinin kullanılması, yılın miladi, ayların Yunanca kökenli oluşudur. Başlıca Karaman İli ve çevresinde yaşadıkları için bu ad verilmiştir. Türkiye ve Avrupa’da birçok basılı eserler vermişlerdir.

Anadolu’nun birçok yöresinde, Konya ve Ürgüp çevresinde, birçok müzede, mesela Alanya Müzesi’nde, Niğde Müzesi’nde Yunan Alfabesiyle yazılmış Türkçe kitabelere rastlanmaktadır. Karamanlıca konuşanların, Selçuklu döneminde Türkçe konuşmaya başlayan Hıristiyan Rumlar mı yoksa Hıristiyan dinini kabul eden Türkler mi olduğu konusunda görüşler ileri sürülmekle birlikte, Türkçe’nin Karamanlıca ağzını konuşan Rumlar olduğu kabul edilir. Özetle Yunanca yazar, Türkçe konuşurlar.

Fotoğraf sanatçıları dönemin tanıklığını belgeler. Fotoğrafları yıllar sonra tarihsel belge niteliğini kazanır. Fotoğraf sanatçısı Günal Güngör’ün 10 yıl önce Manisa’nın Kula İlçesi’ndeki eski kilise bahçesinde çektiği mezar taşı fotoğraflarındaki yazıların Yunan Alfabesiyle yazılmış olmakla birlikte dilinin Türkçe olduğu sezilebiliyor. 1844, 1862 ve 1886 yıllarında dikilmiş. En eski olanı bugün 160 yaşında oluyor ve sanırım önem taşıyor. Bugün bu taşlar yerinde bulunmuyor. Umalım ki bu taşlar bir müzeye konmuş olsun, en azından bir köşede saklanıyor olsun.

Fotoğraflar elime geçtiğinde doğru biçimde okuyabilmek için, kendisiyle Türk ve Yunan kültür ve tarihi üzerinde uzun sohbetler ettiğimiz, tartıştığımız Yunanlı Dostum Kaplanis Iosifidis’e başvurdum. Kaplanis, Gelveri’den Yunanistan’a göçen Kaplan Ağa’nın torudur; Kaplan(is), Türkçe Kaplan’ın Yunanca söylenişidir. Buradan anlaşılacağı üzere, Lozan Antlaşmasıyla Türkiye’den Yunanistan’a göçen bir aileye mensuptur. Ailesinin göç ettiği Niğde ve ailesinin anadili olan Karamanlıca ile yakından ilgilenmekte ve çalışmalar yapmaktadır. Büyük bir Karamanlıca arşivine sahiptir. Dahası, bu yazıyı hazırlamak üzere internet araştırması yaptığımda tekrar kendisiyle karşılaşmak ve sıcak sesini duymak heyecan vericiydi:

Nea Kalvari Kültür Merkezi Müdürü Kaplanis Iosifidis, kınalı kaşıkla oynayıp, “Sevda nedir bilmezdim, o da geldi başıma..." türküsünü söylerken şöyle diyordu: “Kalbimizi biliyorsunuz. Seviyoruz birbirimizi. Düğünlerimize sizi bekliyoruz. Sizi davet ediyoruz, evlerimize gelin. Bizler komşuyuz. İyi komşu kardeşten de üstündür..."  Nea Kalvari, İngiltere’deki York Kenti’nden göçenlerin Amerika Birleşik Devletleri’nde New York kentini kurmaları gibi, Anadolu’daki Gevyeri (bugünkü Güzelyurt) kasabasından göçenlerin Yunanistan’da kurdukları kasabanın adıydı ve Nea Kalvari Kültür Merkezi elbette Karamanlıca ile ilgiliydi. Fotoğraflar eline ulaştığında hemen telefona sarılmış, mezar taşı yazıtlarının Karamanca olduğunu, ayrıca mezar taşlarının Manisa Kula’da bulunuşunun heyecan verici olduğunu ifade ederek Latin Alfabesine çevirmişti.

Yüzyıllarca Orta Asya’dan Orta Avrupa’ya kadar konuşulan Türkçe’nin, tarih boyunca kullandığı alfabeler, Göktürk Alfabesi, sonra Uygur Alfabesi, ardından Arap Alfabesi, her halde Hindistan Babür Devleti’nde Hint Alfabesi, Sovyet Rusya döneminde Orta Asya Türki Devletlerde Kril Alfabesi ve XVIII. Yüzyıldan sonra Karamanlıca’da Yunan Alfabesi, Cumhuriyetle birlikte Latin alfabesi ve şimdilerde Sovyet Rusya’nın dağılmasıyla bağımsızlığa kavuşan Türki Cumhuriyetlerde de Latin Alfabesi; muhteşem, heyecan verici.

Mezartaşlarındaki Türkçe metin Latin alfabesine çevrildiğinde miladi yıl ve Rum ayları kullanıldığı dikkati çekiyor. Metin Yunan alfabesiyle yazıldığına göre elbette özel isimlerin Rum ismi olması gerekiyor.

Resim 1: Türkçe Transkripsiyon

1844 OCTOBER 26

YA RAPI HARP? ZİYARET  SU MEZARDA TEFN OLUNAN  GIULUN RAHMETLI HATZI YANİNİN  OGLU MİHAİL (BEKİM UNUTMA?) YA (TIRIT?)  PATİSAHLIGINDA GELTİYİNDE

Metindeki “padişahlığa geldiğinde”sözü ile muhtemelen 1839’da tahta geçen Sultan Abdülmecit kastedilmektedir. Bu tahmini doğru kabul edersek, adına mezartaşı dikilen Mihail 1839’da doğmuştur ve 5 yaşında vefat etmiştir.

 

Resim 2: Türkçe Transkripsiyon

1862 FEBRUARY 16, HATZI IOANNI OGLU … KIZI RAHMETLU AGELİKİ

 

   Resim 3: Türkçe Transkripsiyon

1886 DECEMBER 14, BU MEZARDA TEFN OLUNAN RAHMETLI HATZI GEORGI TZILOS ALLAH AF ETSIN