|
|
Free, Haziran 2006 CANLI YAYINDA ŞİDDET Nedense ülkemizde televizyon yayınları, tüm basın yayının önüne geçti. Aslında nedenleri bellidir; kötü para iyi parayı kovar, o kadar. Kitap okumak zordur, gazete okumak zordur. Rahat koltukta, birini beğenmezsen diğer kanala geçip televizyon seyredersiniz, gel keyfim gel. Hele izlediğiniz program, en yeni dedikoduları, merak ettiğiniz kişilerin özel hayatlarını sergiliyorsa. İzleyiciler, özellikle, hızlı nüfus artışı nedeniyle, işsizlik nedeniyle, kentlere göç nedeniyle önemli oranda çaresiz kalmış kişilerden oluşuyorsa, çaresiz insanların bir şekilde ekrana gelmeleri –getirilmeleri- kaçınılmaz olur ve çaresiz izleyici, ekrana çıkan çaresiz kişilerin serüvenlerini izlemeye koyulur, rahatlamaya çalışır. Bu noktada, çaresiz insanların şiddete maruz kalmaları, dayak yemeleri hem de canlı yayında gerçekleşir. Aslında dayak atan kişi de dayak yiyen kadar çaresizdir. Bu programların izleyicileri de. Böylece, biraz zihin yoracak eğitici programları izlemek zahmetine katlanmaz olur, televizyon yöneticileri de eğitici programlardan kolaylıkla vazgeçer; alan memnun, satan memnun, ama mal bozukmuş, kalitesizmiş, kimin umurunda. Dilimize arabesk sözcüğü birkaç on yıl önce girdi; Arap tarzı anlamında. Sanırım önce müzikle başladı. Dinlersiniz, bir köşeye çöker tekrar dinlersiniz, hüzünlenir tekrar dinlersiniz. Sigara, içki gibi kötü alışkanlıklarınız varsa, sigara paketlerini tüketerek, içki kadehlerini ardı ardına doldurarak sızıncaya kadar içersiniz ve o müziği dinlersiniz. Sigara, alkol gibi kötü alışkanlıklarınız yoksa sevinmeyin, nasılsa başlarsınız. Arabesk, sizin için bir tür esrar, eroin, uyuşturucu olur. Ardından, güç bulursanız döversiniz, gücünüz yoksa dövülürsünüz ve tekrar o müziği dinlesiniz. Dönme hızı ve çapı giderek artan anafora kapılmışsınız demektir; tüketici bir kısır döngü içindesinizdir. Doğanın evrimi ileriye yöneliktir. İnsanın evrimi de öyledir ve bunun adı uygarlıktır, eski deyişle medeniyettir. Medeniyet, medenî –kentli- olma demektir ama arabeskleşme sürecine girmişseniz bedevî (göçebe) olmaya başlamışsınız demektir. Birkaç on yıl önceki gazeteler, radyolar ve daha yeni gelişen televizyon programları ile bugünküleri yan yana getirin ve karşılaştırın. Öncekileri çok daha medenî (kentli) bulacaksınız. Gazete ve dergilerde, edebî öyküler, roman tefrikaları, şiirler, başka sanat eserleri, kültür yazıları bulacaksınız. Radyo programlarında Türk ve batı müziği, eğitici programlar… Ardından bugünkü görsel ve yazılı basına bakın. Ne kadar gerilediğimizi, arabeskleştiğimizi, bedevîleştiğimizi kolaylıkla göreceksiniz. Aslınsa bakarsanız, şiddet uygulayan kişinin kolay sokağa çıkamaması gerekir, çünkü utanacaktır. Sokağa çıktığında, toplum tarafından bir biçimde protesto edilmesi, onaylanmaması gerekir. Bugün böyle olduğu tartışma götürür oldu. İster sosyete deyin, ister ünlü deyin, zengin deyin, ister kalbur üstü deyin; toplumun bir kesimi –elbette medya aracılığıyla- toplumun gözü önündedir ve davranışları haberdir, en azından magazin programlarının sermayesidir. Bu kişiler bir oranda toplumun özendiği ve davranışlarını taklit ettiği, onlar gibi davrandığı kişilerdir ve böyle olması gerekir. Özellikle onların medeni olmaları gerekir. Ama bakıyorsunuz, onlar da arabesk davranmaya başlamışlar; açıkça, medeni olmak yerine bedevi olmaya yönelmişler; iyi örnek olma yerine kötü örnek olmaya yönelmişler. Sonuçta kötü para, iyi parayı kovuyor ve medenileşme yerine bedevileşiyoruz ve şiddet artıyor; canlı yayında bile. |
|