Ahmet Çelikkol

           Ana Sayfa           

          Site Haritası          

   Ruhsal Bozukluklar  

     Muayenehane   

           İletişim         

             Basında           

        Konuk Defteri       

            Kitap           

     Gazete Yazıları    

       YÖK Yazıları      

   Çelikkol Yayıncılık  

            Özgeçmiş           

            Fotoğraf           

                 Şiir                

  Ege Psikiyatri Yayınları 

 

Cumhuriyet Kitap, 27 Nisan 2006

 

PSİKİLOJİK AÇIDAN NAZIM HİKMET ŞİİRİ

 

Ruhbilim açısından, kişilerin davranışlarını ve elbette sanatsal ürünlerini ortaya koyarken başlıca bilinçdışı’ından etkilendiği iyi bilinmekte ve tartışmasız kabul edilmektedir.

Psiko-biyografi, tarihe malolmuş kişiliklerin yaşamının ve yapıtlarının psikolojik ve psikoanalitik bakışla incelenmesi, günümüzde önemi giderek artan Psikolojik Tarih’in (Psikohistori) en başta gelen çalışma alanı olmuştur; bu konuda yazılanlar giderek artmakta ve ilgi ile karşılanmaktadır. Başlıca niteliği, “ne yaptı, ne yazdı?” sorusunun arkasındaki “niçin böyle yaptı, niçin böyle yazdı?” sorusuna yanıt aramaktır.

Yusuf Alper’in son kitabı, Nâzım Hikmet şiirini psikolojik ve psikodinamik açıdan ele almakta ve irdelemektedir. Kitap, ülkemizde yayımlanan psikobiyografi çalışmalarının öncülerindendir. Yazarın 30 yıldır yazın dünyasında yer almış, önemli eleştirmen-yazarlarca kabul görmüş bir şair ve psikiyatri profesörü oluşu, şiir-ruhbilim kavşağında bulunuşu, incelemenin 65 bilimsel ve yazınsal kaynak ile desteklenmiş olması, kitaba ayrı bir özgünlük, derinlik ve güvenilirlik kazandırmıştır.

Yazarın kendi ifadesiyle “Nâzım gibi bilinç düzleminde çalışan ve sürekli gelecek günlere ilişkin umut aşılayan bir şairin psikodinamiğini değerlendirmek ne kadar olasıdır? Bir insan teki olarak yıllarca hapishanede tutulmuş, ardından isteği dışında yurdundan, çocuğundan uzakta kalmış, daha sonra da tümüyle ideolojik ölçülerle değerlendirilerek ya yersizce kötülenmiş ya da mitleştirilmiş bir şaire psikodinamik açıdan bakabilmek kolay olmayacaktır” dedikten sonra bütün bu niteliklerin dışında insan Nâzım Hikmet’i psikoloji biliminin ölçütleri içinde masaya yatırmaktadır.

Yusuf Alper, bu sözlerine rağmen, işin aslına, insan ruhunun derinine inmiş ve başlıca Nâzım Hikmet’in çocukluğuna ve ilkgençlik çağına yönelmiştir, doğrusu ve yapması gereken de budur. Eğer insanın davranışlarına, bilinçli tercihinden önce bilinçdışı içeriği yön veriyorsa, biliçdışı içeriğin başlıca kaynağına, kişinin çocukluğuna ve ilkgençlik çağına inmek gerektiği kuşkusuzdur. Yazar sadece Freud’un görüşlerine bağlı kalmamış, Jung’un kolektif bilinçdışı, Kierkegaard, Heigdegger ve Karl Jaspers’in ontolojik ve varoluşçu bakışı, Ego psikolojisi, M.Klein’le başlayıp Kernberg’le süren nesne ilişkileri okulu, Kohut’un kendilik psikolojisi alanlarında at oynatmış, Nâzım Şiirini birçok yönüyle ele almıştır.

Yazarın analizine göre, Nâzım, çocukluğundan yaşamının sonuna kadar girişimci bir kişilik yapısına sahiptir. Haksızlıklara başkaldırır; yoksuldan, ezilenden yana tavır alır. Bu tür özelliklerinden, bütün psikoseksüel dönemleri olağan biçimde yaşadığı, ego savunma düzeneklerinden yüceltme’yi kullanma kapasitesinin ve ego işlevlerinin üst düzeyde olduğu anlaşılır. Kişiliğinin oluşumunda ve yaratıcı nitelikler kazanmasında aile sorunlarının, anne-babasının ayrılmış olmasının, baba figürünün çok belirgin olmayışının, asıl önemli baba imgesinin ise kendisi de şair olan dedesi Nâzım Paşa oluşunun; annenin çok güzel, dikkat çekici, karizmatik kişilik özelliklerine sahip bir sanatçı, ressam olmasının rolü olmuştur.

 

“Öte yandan Nâzım’ın çocukluğunda çok sevilen, el üstünde tutulan, çok mutlu bir çocukluk yaşadığı varsayılabilir. Belirli yaştan sonra büyüme ve ailesel sorunların  bilincine varmasıyla birlikte narsisistik bir örselenim (travma) yaşamış olabileceği düşünülebilir. Yaratıcılıkta narsisistik örselenimin önemi büyüktür ve son psikodinamik bilgiler bu konuya çok önem vermektedir. Ama bütün olarak bakıldığında Nâzım’ın şair kimliğini belirleyen asıl önemli öğelerin emperyalizm, ezilen insanlar, yoksul halk(lar) , savaş vb. dış sorunlar olduğu  söylenebilir.”

Nâzım Hikmet’in yaşadığı en temel örselenmelerden biri Osmanlı ‘nın yıkılışı sürecinde başta dayısı olmak üzere birçok tanıdık insanın şehit olmasıdır. 12 yaşlarındayken yazdığı vatan şiiri, dönemin paşalarından biri tarafından beğenilerek subay okuluna gitmesi sağlanmıştır. Ardından Kurtuluş savaşında yaşananlar örselemiştir. Sonra da Rusya’da gördüğü açlık ve sefaletle şoke olmuş ve “Açların Gözbebekleri”yle yeni bir şiir anlayışına yönelmiştir.

Psiko-biyografi yazmak zor iştir ve Yusuf Alper, bu zor işin, üstelik zor bir şairi ele alarak üstesinden gelmiştir.Yazar kitabını şöyle bitirmektedir: “Hem başta da belirttiğim gibi Nâzım Hikmet Şiirine sadece Psikodinamik-psikolojik açıdan bakmak yetersiz bir yaklaşım olur. Bütüncül bir yaklaşım gereklidir. Psikolojisi, sosyolojisi, felsefesi, ekonomi-politiğiyle bir bütün olarak değerlendirmek gerekir. Ben bu pencereden bakıldığında neler görünebileceğini anlamaya, görmeye ve göstermeye çalıştım. Psikanalizin indirgeyiciliğinden uzak kalmaya, spekülasyon yapmamaya özen gösterdim. Büyük şairin emeğine saygılı  ancak nesnel olmaya çalıştım.”

Kitabın bu alana ilgi duyan entelektüellere yazar ve şairlere çok yararlı olacağı kanısını taşıdığımı belirtmek isterim.

 

Yusuf Alper: Psikolojik ve Psikodinamik Açıdan Nâzım Hikmet Şiiri, Toplumsal Akademik Yayınları, İst., 2005.