Ahmet Çelikkol

           Ana Sayfa           

          Site Haritası          

   Ruhsal Bozukluklar  

     Muayenehane   

           İletişim         

             Basında           

        Konuk Defteri       

            Kitap           

     Gazete Yazıları    

       YÖK Yazıları      

   Çelikkol Yayıncılık  

            Özgeçmiş           

            Fotoğraf           

                 Şiir                

  Ege Psikiyatri Yayınları 

Cumhuriyet Bilim Teknik

LATİN ALFABESİYLE ÖZBEKÇE

 

Özbekistan, ülkemize beş saat uçuş uzaklığında bir Ortaasya ülkesidir. Bize göre Özbek Türkçesi, kendilerine göre Özbekçe konuşurlar. Türkçe genellikle Türkiye, Balkanlar ve Kıbrıs’ta konuşulan dil olarak görüldüğünden, hepsi Göktürk dilinden inen tüm dil grubu için Türkik (Türkî) diller adlandırmasına başvurulur. Dilbilimcilere göre Türkik diller, Altaik dil ailesi içinde yer alır ve başlıca dört alt gruba ayrılır:

1/ Güneydoğu (Çağatay veya Uygur) grubu: Özbek ve Uygur.

2/ Güneybatı (Oğuz veya Türkmen) grubu: Türkiye, Gagauz, Azerbaycan.

3/ Kuzeybatı (Kıpçak) grubu: Kırgız, Kazak, Yakut.

4/ Kuzeydoğu (Altay) grubu.

Uçakta: Kemerler takılı halde oturun

Türkiye ve Azerbaycan örneğindeki gibi her altgrup birbirini kolaylıkla anlayabilir. Özbek dili, aynı ana dilden inmekle birlikte Türkiye Türkçesi’nden ayrı bir grupta yer almaktadır. Ancak Türkik dillerden

Özbekistan bağımsızlığına yeni kavuştuğu için birçok benzer tabelalarla süslenmiş: ‘Azadsın (bağımsızsın) ulusun, imanın pak vatanım benim’

birini konuşan eğitimli kişiler aradaki farklılıkları kavradıktan sonra diğer Türkik dilleri okuyabilirler. Böyle olunca Özbekistan geziniz bir keşif gezisine döner.

Özbekistan geleceği büyük devlet

Özbekistan, 1917’de Sovyetler Birliği’ne katılınca kullanmakta olduğu Arabik alfabeyi bırakır, Kril alfabesine geçer. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 1991’de bağımsız bir devlet olur ve bildiğimiz Latin alfabesini kullanmaya başlar. Bu alfabe değişikliği ile keşif geziniz iyice kolaylaşır. Taşkent’ten Semerkant’ta yol alırken “Ok yol” yazan tabelaları görürsünüz. Rehberden “ak yol” okunduğunu öğrenirsiniz. Özbekistan Latin alfabesine yeni geçtiği için sesli ve sessiz harflerin tam oturmadığını anlarsınız. “O” seslisi “a” gibi okunur; o zaman “Ak yol”un “iyi yolculuklar” anlamına geldiğini çözmeniz çok kolay olur. Hiva’ya giderken iki çölü geçersiniz, rehber adlarının Kızılkum ve Karakum olduğunu söyler. Zaten gezinin sonuna doğru Özbekistan Türkçesi’ne alışırsınız ve rehberden artık İngilizce anlatmasına gerek kalmadığını, Özbekçe konuşmasını istersiniz. Rehber o zaman size Hiva lehçesiyle konuşacağını ve daha kolay anlaşılacağını söyler.

Hakiki mert öz nefsine hakim olan kişidir.

Yerleşim bölgelerinde veya yol boyunca çok sayıda özlü sözlerin yazıldığı tabelalar görürsünüz. Uzun cümlelerden oluşmadığı için hemen hepsini kolayca anlarsınız. O zaman Türkiye Cumhuriyeti’nin 1928’de Latin alfabesini benimsemesinin değerini anlarsınız. Latin alfabesine geçilirken kuralları tam olarak koymanın önemini tekrar kavrarsınız. Çünkü Özbekistan’da kesin kurallar –henüz- konmadığı için mesela ‘Buhara’nın ‘Buqoro’, ‘Buhoro’ veya ‘Buxara’ şeklinde yazılabildiğini görürsünüz.

Otel lobisindeki tabela: Hizmethane (service bureau), şerbethane (bar), meclishane (auditorium), selametlik cemaethanesi (health club), tüni şerbethane (night bar)

Ansiklopedik bilgiler, Taşkent, Semerkant ve Buhara’da İran dili etkisinde kalmış bir diyalekt konuşulduğunu, Harzemşahlar’ın başkentliğini yapmış olan Kiva’nın ise bu etkilenmenin dışında kaldığını kaydeder. Kiva’ya gelince izlediğiniz yerel televizyon kanalının daha bildik konuştuğunu, sokaktaki satıcıların “al, ucuz, yeddi, sekkiz, yigirmi” diye bağırdığını zorlanmadan anlarsınız.

Batı standardındaki beş yıldızlı otellerde görmeye alışık olduğumuz ‘Bar’, ‘Night Club’ tabelalarının altında Özbek diliyle yazılan karşılıklarını görünce keyifli bir şaşkınlık geçirirsiniz. Bir yandan ‘keşke bizim harf devrimini aynen benimseselerdi diye hayıflanırsınız diğer yandan ‘bizim beş yıldızlı otellerde yabancı sözcüklerin yanına niye Türkçeleri yazılmıyor’ diye üzülürsünüz. Atatürk’ün dil ve harf devriminin değerini tekrar kavrarsınız.