Ahmet Çelikkol

           Ana Sayfa           

          Site Haritası          

   Ruhsal Bozukluklar  

     Muayenehane   

           İletişim         

             Basında           

        Konuk Defteri       

            Kitap           

     Gazete Yazıları    

       YÖK Yazıları      

   Çelikkol Yayıncılık  

            Özgeçmiş           

            Fotoğraf           

                 Şiir                

  Ege Psikiyatri Yayınları 

 

PANİK ATAĞINDA EGZERSİZLE TEDAVİ

 

Panik (panic) İngilizce bir sözcük; ürkü, telaş, ani ve şiddetli korku anlamına geliyor. Bütün dünya dillerine, güzel Türkçemize de girmiş. Atak (attack) da saldırı, kriz demek. Panik Atağı, bu iki ismin ard arda gelmesi ile oluşuyor.[1]

Daha eskilere gidilirse, eski Yunanca Panicos’dan gelir panik sözcüğü. Hepimizin bildiği gibi, her tarafı kıllarla kaplı, keçi ayaklı, iki boynuzlu pagan tanrısıdır Pan. Korkunç görünümlü ve korkunç sesli. Eski Yunan / Roma mitolojisine göre, ormanda bir göründü mü, hele bir kükredi mi korkunç sesiyle, büyük-küçük, cesur-korkak, tüm canlılar kaçacak delik ararmış. İşte Panik Atağı böyle bir korkudur.

Hekimlikte adettir; bir hastalık ele alındığında madde madde belirtileri sıralanır. Bu gelenekten hareket ederek devam edelim; şiddetli bir korku, aniden geliyor. Korku, dehşet hissi öyle ağır ki, kişi birkaç dakika içinde öleceğini sanıyor; kalp krizi olabilir, beyin kanaması olabilir. Bazen kıpırdayamayacak kadar halsiz oluyor ama yatakta kıvranıyor, çoğu zaman dışarı fırlıyor, hastane arıyor canını kurtarmak için. Bu tanım Panik Atağı’dır.

Kişi arada bir, diyelim birer ay ara ile birkaç panik atağı yaşar, ortalama 20–30 dakikada sürer; kişi bu arada acil tedavi arar, hastanelerin acil servislerine başvurur. Bu arada kriz geçer, hatta kendiliğinden geçer. Ama bu defa kişide, panik atağı yaşamadığı durumlarda da bu krizi tekrar yaşama endişesi ortaya çıkar. Bu sürekli bir durumdur ve kişinin yaşamını engellemeye başlar. Düşünün, size ölümcül gelen birkaç kriz geçirmişsiniz, sürekli aynı krizi tekrar yaşamaktan korkuyorsunuz, hastaneden uzak kalırım diye mesela pikniğe çıkamıyorsunuz, misafirlikte kriz geçirme korkusuyla bir dostunuzu ziyaret etmekte zorlanıyorsunuz. Bu duruma da hekimlikte, ruh hekimliğinde,Panik Bozukluğu adı verilir.

Kişinin yaşadığı korku ve dehşet hissini, acizlik duygusunu anlatmak güç, ancak yaşayanlar bilebilir, bir de sık sık tanık olanlar. Tek teselli verici yanı, bu krizlerin 20–30 dakikada kendiliğinden geçiyor olmasıdır. Daha önemli teselli edici tarafı, tedavisinin mümkün hatta kısmen kolay olmasıdır. Özellikle son on yıllarda geliştirilen seçici serotonin düzenleyici etkisi ağır basan antidepresan ilaçlarla ve elbette iyi bir hekim-hasta işbirliği ile.

Bugün bu hastalık herkesin dilindedir. Böyle oluşu yaygınlığının, çok görülmesinin kanıtı olmalıdır. Her dört kişiden birinin, yaşamının bir döneminde bu hastalığı yaşayacağı bilinir. Kadınlarda, erkeklerin 2–3 katı görülür.