ŞİİR

YÜREĞİME DEĞEN BAHAR

 

 

SEVGİ OKYANUSU

 

 

Karanlıktı, görmüyordu, ışığa hasret

Cahildi, bilgiye susamış

Yoksuldu, umudu varsıl

Cumhuriyet ulusu

 

Kırdı karanlığı keskin bıçağı aklın

En aydınlık yüz, aydınlattı ufukları

Yorgun zihinler yıkandı ışığıyla

Binyılın koşusu

 

Yetmişbeş yaşında sonsuzluk güneşi

Onurlu, ödünsüz, kırılmaz zincir

En güzel coğrafyada

Varoluş coşkusu

 

İnançlı mavi bakışlarında

Sımsıcak coşkusu aydınlığın

Halkının yüreğinde

Sevgi okyanusu

 

 

 

 

UMUTLAR GELİR

 

Güzel düşlerim, yaşamımın harcı, umudumun soluğu

Uslanmaz bir rüzgarla koşarım

Rüzgara doğru

 

Günlük güneşlik gökkafes, hapishane müdürüm

Soğuk pınar sularıyla dolan zihnimi

Zihnimin aynasında gördüm

 

Bulunmaz bir su, bu umutsuz gecenin rengi

Değişti sabrım, yok oldu beklediğim hüzün

Çiğ düşmüş salkımın tanesi gibi

 

Irmak boylarında rastladım, kristal çiçeklere

Gizli kalmış umutlar yakıyor bedenimi yeniden

Görmediğim düşler, esiyor geleceğe

 

Irmak boylarında bıraktım, aynadaki suretimi

Kimsesiz dağ yamaçlarında gördüğüm

Bilinmez uzaklardan gelen yelkenli

 

İz sürerim gönlümce, ararım sine sine

Saklı kulübeler buldum, yalnızlık ormanında

Umutlu bir rüzgara rastladım yine

YALNIZLIĞA ÖVGÜ YA DA BOYUN EĞİŞ

   

Mor dağların al kanatlı yalvacı

Yalnızlığa koşuşan yitik sonbaharlar

Sırtımda bomboş evrenin yükü

 

Ne yapar, nasıl sabreder iğneli çam yaprakları

Sonsuzluğu bekleyen ezgilerin seslenişi ormana

Yay çizen ağustosböceği, halince, gürültülü, uçarı

 

Toprağa ulaşmayan gözyaşları, çözümsüz çaresizlikler

Bunaltılı akşamlar, daraltılı sokaklar, soluksuz kalabalık

Elemli kaderlerin cümlesi

 

Evrenine dün doğmuş yavrucuk kaplumbağa

Önemsiz, umarsız, geleceksiz, minnacık

Bin evrenden artakalan dünyamız, dönüyor sonsuzluğa

 

 

BEN YAŞAMADIM DÜNÜ

 

Bir damla suya bin hasret, susamış kaktüs

İzsiz, ufuksuz, rüzgarsız çöl kumları

Kırk haramilerin iz sürdüğü yokuş

 

Çırpınır ebedi isyanla, dudaklarımda sensizlik fısıltısı

Güneşe renk veren ışıltı kaybolur

Ben yaşamadım dünü

 

Çöl kumlarını sulayan ışığın, gözlerinden koşup gelen

Tenimi delip geçen martı

Yeniden ilkbahar

 

Hiç elleri ellerimden büyük sevgilim olmamıştı

Zil çaldı, yüreğime değen bahar

Kapı açık, yüreğim açık

Komşumu öpsem, kedimi kucaklasam

 

Ben yaşamadım dünü

Yarınımı isterim

 

 

MAHKUM

 

Yalnız mısın, korkar mısın yalnızlıktan

Kime bakarsın, kimse olmadan

 

Düşünmek gün boyu, zamansız - mekansız

Düşünecek şey olmadan

 

Seni seven bilir yalnızca

Güzelsin, farkında olmadan

 

Kader mi bir garip insanoğlunun

Sokulmak nefesine nefes almadan

 

Bir mucize, sevmek sahibini

Boğaz tokluğuna nankör olmadan

 

Doğrusu hür olmaktı, sense değilsin

Yaşamak zor kul olmadan

 

Acı bir tat, eski bir sanat

Mahkum yaşamak mahkum olmadan

 

 

 

 

 

YAĞMUR ISLATIR KALBİMİ

 

Eriğin çiçeğe durmasını bekler gibi bekledim bu anı

Dervişin ölümü özleyişi gibi, en büyük vuslatı

Çiçeğin arıyı gözlemesi gibi bekledim

 

Bilmez misin, sen gelince

Mitralyöz ateşine uğramış kısrak misali

Gülleler yuvarlanır gül vadilerinde

 

Yağmurlu bir gök gürlemesi, gökleri kırbaçla bölen

Aydınlanır karanlıklar şimşek hızıyla

Yağmurla yıkanır çıkmaz sokaklar

 

Bilmez misin geldiğinde

Bir yağmur iner gökyüzünden

Bir tohum düşer toprağa

Sonsuzdan gelen nehir, sonsuza gider

 

Nehir sırılsıklam, ter içinde

Ben ömrümün esiriyim, sense benim

Yokuşa sürme yağmuru, ayna tutma şimşeğe

Sokaklar bomboş, aksın yağmur sokaklara

Işıyan tenin aydınlatsın bulutları

Bir an, bir an, bir an