|
|
Free SICAKLAR ve PSİKOLOJİMİZ Biyolojide ritm esastır, rastgele ağaç dalının yapraklanması bile esaslı bir ritme sahiptir. Yirmidört saatlik ritmimiz de önemlidir; bu düzen içinde uyur, uyanır, yaşamımızı sürdürürüz. Arkası yıllık ritmimizdir. Bazı hayvanlar kış uykusuna yatar, çoğu ağaçlar sonbaharda yapraklarını döker, ilkbaharda tekrar ve daha güçlü yeşerir. Biyolojimiz belli koşullara bağlıdır, bu koşulların dışına çıkılırsa ruhsal ve bedensel anlamda canlı organizma zorlanır, hepimizin bildiği stres. Zorlanma demek, ruhsal yaşamımız anlamında konuşursak, ruhsal gerginlik, tahammülsüzlük, heyecan, yorgunluk demektir. Stresimiz devam ediyorsa, sonu canlı organizmanın rahatsızlanması, hastalanmasıdır. Gelelde gündüz sıcak, geceler serindir. Tersini düşünürsek günlük saatimiz, ritmimiz bozulur, en azından rahat uyuyamayız. Gece çalışıp gündüz uyuyanlar için de aynı sorun geçerlidir. İnsan, yaşadığı coğrafyaya uyum gözterir. Bu coğrafyanın dışına çıkar, mesela bir Norveçli, Afrika sıcağında yaşamaya başlarsa büyük zorlanma içine girmiş olur. Şimdi konumuza gelelim. Ülkemiz en azından yarım yüzyıldır görülmemiş sıcak günleri yaşıyor. Canlı yapınının uyumu açısından da çok önemli zorlanma içine giriyor. Bu sorunun bir dizi sağlık sorunlarına yol açabildiğini bilmemiz ve ona göre davranmamız, önlem almamız gerekir. Aşırı sıcakta, güneşte biraz fazla kalırsak, bir buzdolabi gibi çalışıp vücut sıcaklığını 36-37 derecede sabit tutmak zorunda kalan organizma aşırı yorulur, terleme ile su kaybeder, kalbimiz başta aşırı zorlanır. Eğer kalbinizde bir rahatsızlık varsa veya biraz yaşlıysanız hayatınız bile tehlikede olabilir. Başınız açık ve güneşte kaldıysanız, güneş çarpması, beyin ödemi oluşabilir; ağır bir durumdur. Hafif güneş çarpmalarında bile şaşkınlık, konsantrasyon bozulması, ajitasyon gibi ruhsal belirtiler ortaya çıkar. Güenş çarpmasına uğramasak bile aşırı sıcaklar, hem beden, hem ruh sağlığımız için yoğun bir stres oluşturur ve genel stres belirtileri ortaya çıkarmamıza yol açar. Sinirlilik, moralsizlik, yorgunluk gibi. Bu stresle savaşmak için sıcak günlerde, elimizden geldiğince sıcaktan uzak kalmalı, bir yolunu bulup serinlemeli, aşırı yorulmaktan kaçınmalı, az kalori, bol sıvı almalıyız. Belki daha önemlisi, sıcakların uzun vadeli etkisi, canlının yıllık ritminin bozulmasıdır. Yaz erken gelmiştir, bahar kısa sürmüştür, kış ılık geçmiştir. Başta depresyon olmak üzere, ruhsal bozukluklar içinde önemli yer tutan duygulanım bozuklukları, böyle bir ortamda kolaylıkla tetiklenir. Zaten bu rahatsızlıklar bir orande mevsim takip eder; başka deyişle, özellikle mevsim değişikliklerinde ortaya çıkma eğilimindedir. Aşırı sıcaklar, doğrudan bu ruhsal bozukluklara yol açmasa bile nükslere veya mevcut belirtilerin artmasına yol açar. Sonuca varmak istersek, sıcağın doğrudan etkisi, uzun süreli etkisi, bedensel sağlığımız için olduğu kadar ruhsal sağlığımız için de önem taşır. Ancak bu konuları tartışırken, kaçınılmaz olarak ağırlığını hissettiren küresel ısınmanın küresel sonuçlarını da gözden kaçırmamamız gerekir. Konuya böyle bakınca, bu söylenilenler sadece kısa süreli taktiklere dikkati çekmek anlamına gelir. Uzun vadeli stratejilerde dünyamızı ve elbette yaşamlarımızı, özellikle çocuklarımızın yaşamlarını kurtarmaya yönelmeliyiz.
|
|