|
|
Somatoform Bozukluklar
SOMATİZASYON BOZUKLUĞU
Hastanın ortaya koyduğu bedensel yakınmalar, bir organ sistemiyle sınırlı
değildir. Bedenin her noktası ile ilgili ve birden çok yakınmalar görülür.
Bu yakınmalar, belli bir bedensel hastalığın neden olduğu yakınmalar
değildir. Sürekli tedavi ararlar. Toplumsal, mesleki ya da işlevselliğin
önemli diğer alanlarında bozulmalar ortaya çıkar. Her türlü birden çok
organ ağrıları, bulantı, kusma, birçok yiyeceğin dokunması, ishal gibi
mide-barsak sistemi yakınmaları, cinsel işlevlerde bozukluk vb. gibi
çeşitli yakınmalar sergilerler.
Tüm toplumda, bu hastalığa ömür boyu yakalanma riski % 0.1-0.5’tir.
Kadınlarda daha çok görülür; kadınların % 1-2’sini etkiler. Düşük eğitimli
kişilerde ve düşük sosyoekonomik gruplarda daha yaygındır. Genellikle
ergenlikte ve genç erişkinlikte ortaya çıkar.
Bu hastaların aile öyküsünde benzer hastalığı olan kişiler saptanır. Bu
tanıyı almış kişilerin kızkardeş ve annelerinde hastalık %10-20 dolayında
görülür. Tek yumurta ikizlerinde eşhastalanma oranı %29, çift yumurta
ikizlerine %10’dur.
Başkalarına karşı duyulan öfkenin represyonu (bastırma); öfkesini kişinin
kendisine yöneltmesi söz konusudur. Dinamik psikiyatri açısından
belirtiler böyle açıklanabilmektedir. Güçlü süperegolu, cezalandırıcı
kişilik örgütlenmesi söz konusudur. Özsaygı düşüklüğü yaygındır. Hasta
rolünü benimseyen ebeveyne benzemeye çalışma söz konusudur. Dinamik açıdan
depresyona benzerlik vardır. Beden yakınmaları ile ifade edilen arzu veya
dürtü represe edilmektedir. Süperego çatışmaları, kısmen belirtilerle
ifade edilir. Anksiyete, özel semptomlarına çevrilmiştir.
Ara sıra gerilemeler olmakla birlikte kronik seyirlidir. Yakınmaların
şiddeti zaman zaman azalabilir. Bedensel yakınmalar nedeniyle sürekli
hekime başvurduklarından, gereksiz yere ameliyat olabilirler; yineleyici
tıbbi incelemeler, gereksiz ilaç kullanımı sık görülür. Bu tür
uygulamalar, hastalığın iyice yerleşmesine yol açar. KONVERSİYON BOZUKLUĞU
Bir veya birden çok nörolojik ya da duyusal belirti ortaya çıkar. Bu
semptomlar, psikolojik çatışma veya ihtiyaçlarla bağlantılıdır ve
belirtiler, hiçbir şekilde fiziksel veya nörolojik kaynaklı değildir.
Felç, denge bozukluğu, yutma güçlüğü, kusma, afoni (ses çıkaramama) gibi
motor belirtiler görüler. Bunlar, mesela felç belirtileri gerçek nörolojik
bir rahatsızlık değildir. Sara benzeri bayılma nöbetleri sık görülür.
Bilinçsizlik halleri ve körlük, sağırlık, koku almama, hissizlik, çift
görme gibi aslında gerçek bedensel hastalık olmayan duyusal bozukluk ve
değişmeler ortaya çıkar. Doğaldır ki bu belirtiler kişinin günlük
yaşamında, iş yaşamında engeller oluşturur.
Hastane polikliniklerine başvuranların %10’u, tüm psikiyatri
polikliniklerine başvuran hastaları %5-15’ini bu hastalar oluşturur. Erken
erişkinlikte ortaya çıkar fakat orta ve ileri yaşlarda da ortaya
çıkabilir. Kadın ve erkeklerde görülme oranı ikiye birdir. Bu bozukluğu
gösteren kişinin ailesinde daha sık görülür. Düşük sosyoekonomik gruplarda
ve düşük eğitimlilerde daha yaygındır.
Dinamik açıdan hastalık, represe edilen (bastırılan) biliçdışı psikolojik
çatışmaların ifadesidir. Cinsel ve saldırganlık dürtüleri, ego tarafından
kabul edilebilir nitelikte değildir ve yukarıda tanımlanan belirtilere
dönüştürülmüştür. Aynı semptomu gösteren aile üyelerini benimseme söz
konusudur. Bazı hastalarda, hastalıklarına karşı bir ilgisizlik,
aldırmazlık görülebilir. Hasta görmemektedir fakat buna aldırmazlık
içindedir. Kabul edilemez dürtünün represyonu (bastırma) ile anksiyetenin
azaltılması, hasta için birincil kazançtır. Dürtünün hastalık belirtisine
dönüştürülmesinde sembolizasyon söz konusudur; mesela, hastanın kolu felç
olmuş gibi bir durum almışsa, saldırgan dürtülerinin ifadesi engellenmiş
olur; başka deyişle, hasta eliyle kimseye vurabilecek durumda değildir.
Hastalık, tekrarlayıcı olmaya eğilim gösterir. Arada hastalıksız dönemler
bulunur.
Hipokrat, bu hastalığı tanımlamış, “histeri” adını vermiştir. Bu
adlandırma, yanlış çağrışımlara yol açtığından yakın zamanlarda
terkedilmiştir. AĞRI BOZUKLUĞU
Bedensel bir hastalık olmamasına rağmen, hasta sürekli ve şiddetli
ağrılarından yakınır; öyle ki ağrılar klinik açıdan değerlendirmeyi
gerektirecek ölçüde şiddetlidir. Stres ve çatışma, ağrının başlaması ve
alevlenmesi ile yakından bağıntılıdır. Ağrılar, anestezi (dokunma ve ağrı
hissinin olmaması) ve parestezi (karıncalanma gibi hisler) gibi
semptomlarla birlikte olabilir. Depresyon belirtileri de sıklıkla ağrıya
eşlik eder.
Herhangi bir yaşta, genellikle 30-40’lı yaşlarda ortaya çıkar ve
kadınlarda daha çok görülür. Birinci dereceden akrabalarda depresyon,
alkolizm ve ağrı bozukluğunun daha yüksek görüldüğü bildirilmiştir.
Ağrı yakınmaları olan hasta, bir şekilde çevresi tarafından
ödüllendirildiğinde ağrı davranışları güçlenir. Çevresi, hastaya,
rahatsızlığı nedeniyle daha itinalı davrandığında, ağrı belirtileri
yoğunlaşabilir. Böylelikle hasta, istemediği davranışlardan kurtulmuş
olur. Hasta, ağrılarıyla çevreyi etkiler ve bundan bir kazanç sağlar. Söz
gelimi, bozulma noktasına gelmiş bir evlilik sağlamlaştırılabilir. Burada
hasta, bir ruhsal iç çatışmasını, bedeni vasıtasıyla sembolik olarak ifade
ediyor olabilir. Hastalar, biliçdışı olarak ruhsal belirti göstermeyi
güçsüzlük olarak görüp onu bedene yerleştirebilir. Ağrı, sevgi elde
etmenin bir yöntemi olabilir ya da bir ceza olarak kullanılabilir. HİPOKONDRİASİS
Bu hastalarda, hastalanma korkusu ya da aslında olmadığı halde ciddi bir
hastalığı olduğu inancı vardır. Kişinin beden semptomlarını yanlış
yorumlaması söz konusudur. Herhangi bir organ ya da işlevsel sistem
etkilenebilir. Mide-barsak, kalp-damar sistemleri ile ilgili olanlar, en
sık olarak görülenlerdir. Hastalar, bir hastalık ya da organlarında kötü
işleyiş olduğuna inanırlar. Muayenede bir bedensel hastalık bulunmaması ve
laboratuvar testlerinin normal çıkması, kısa süre için hastaya bir güven
sağlasa da belirtiler tekrar geri döner. Hastalık inançları sanrı
düzeyinde değildir. Günlük dilimizde bu kişilere “hastalık hastası”
denilir. Kalp uzmanına gider; kalp elektrosu ve muayene normal çıkar.
Sonra aynı uzmana ya da başka uzmana. Bir çanta dolusu tıbbi evrakla
dolaşır durur. Doğaldır ki hastanın toplumsal, mesleki, kişisel
işlevlerinde önemli bozulma olur. Bir hastam, “ben bu hastalık için tek
evimi sattım, doktor, laboratuvar ve ilaç parası yaptım” diyordu.
Tüm hastaların %10’unu bu hastalar oluşturur. Kadın-erkek oranı eşittir.
Her yaşta ortaya çıkabilir, ancak erkeklerde 30’lu, kadınlarda 40’lı
yaşlarda en fazla görülür. Tek yumurta ikizlerinde ve birinci dereceden
akrabalarda daha sık görülür.
Bu hastalar, bedenle ilgili işlevlere ve duyumlara doğuştan aşırı
duyarlılığa sahip olabilirler. Aynı zamanda, düşük ağrı eşiğine ya da
fiziksel rahatsızlıklara karşı düşük dirence sahiptirler. Başkalarına
karşı olan saldırganlık dürtüleri, belirli bir beden bölümü ile kendine
yönelmiştir. Ağrı duyulan organ, önemli sembolik bir anlama sahip
olabilir. Başkalarına duyulan öfkenin represyonu (bastırma), fiziksel
yakınmalara duyulan öfkenin deplasmanı (yer değiştirmesi) söz konusudur.
Ağrı ve acı, kabul edilemez dürtüler için, bir ceza olarak kullanılır.
Arada iyileşmelerle seyretmekle birlikte kronik gidişli bir hastalıktır.
Alevlenmeler, genellikle saptanabilir bir yaşam stresi ile bağlantılıdır.
Eğer başka bir bedensel hastalık eklenirse daha ağır seyreder. BEDEN DİSMORFİK BOZUKLUĞU
Bedenin tümü ya da bir bölümünün görünümünde bir kusur olduğuna inanırlar.
Bazen, bedenin bir bölümünde hafif bir kusur bulunabilir fakat bu kusurla
uğraşmaları gerçek kusurla bağlantılı değildir. Hafif kemerli bir buruna
sahip olan hastam, kafasını burnunun çirkinliğine takmıştı. Burnunu
düzeltmek için birkaç estetik cerrahı dolaşmıştı. İlk ikisi, ameliyata
değecek bir kusu görmediklerini söyleyerek ameliyata yaklaşmamış fakat
üçüncüsü ameliyat etmişti. Küçük kusur ortadan kalkmasına rağmen, bu defa
ameliyat sonucu burun kemerinin biraz fazla alındığı yakınması ile
hastamın rahatsızlığı sürmüştü.
Hastanın yakındığı küçük kusurlar için, buruşukluklar, saç dökülmesi,
kadınlar için küçük göğüsler ya da erkekler için küçük penis, yaşlılıkta
ciltte çıkan benekler örnek gösterilebilir.
Eğer hafif bir fiziksel kusur varsa, kişinin bu kusura ilgisi çok
abartılıdır. Ancak bu inanç “sanrısal bozukluk, somatik tip”teki gibi
sanrı düzeyinde değildir. Hasta, mevcut bedensel kusurunun boyutunu
abartıyor olduğu olasılığını kabul edebilir ya da hiç kusuru olmadığını
tartışma konusu yapabillir. Ergenlikten erken erişkinliğe kadar uzanan bir
yaşta ortaya çıkabilir. Kadın-erkek farkı göstermez. Hekimlere, estetik cerrahlarına, cildiyecilere tekrarlayıcı vizitlerle kronik gidişli bir hastalıktır. İkincil depresyon gelişebilir. |
|