Somatoform Bozukluklar
Bu
hastalıkların temel özelliği, fiziksel ve bedensel yakınmaların
bulunmasıdır. Başka deyişle, kişi, ruhsal sorunlarını bedensel
belirtilerle göstermektedir. Ancak, bu fiziksel ve bedensel yakınmalarda
herhangi bir organik bulgu gösterilemez. Bulguları açıklayacak bilinen bir
fizyolojik mekanizma söz konusu değildir. Bu hastalıkları açıklamada,
fizyolojik etkenler ve bilinçdışı çatışmaların birlikte etken olduğu kabul
edilir. Bu hastalık grubunun 5 kategorisi vardır: SOMATİZASYON BOZUKLUĞU
Hastanın
ortaya koyduğu bedensel yakınmalar, bir organ sistemiyle sınırlı değildir.
Bedenin her noktası ile ilgili ve birden çok yakınmalar görülür. Bu
yakınmalar, belli bir bedensel hastalığın neden olduğu yakınmalar
değildir. Sürekli tedavi ararlar. Toplumsal, mesleki ya da işlevselliğin
önemli diğer alanlarında bozulmalar ortaya çıkar. Her türlü birden çok
organ ağrıları, bulantı, kusma, birçok yiyeceğin dokunması, ishal gibi
mide-barsak sistemi yakınmaları, cinsel işlevlerde bozukluk vb. gibi
çeşitli yakınmalar sergilerler.
Tüm toplumda,
bu hastalığa ömür boyu yakalanma riski % 0.1-0.5’tir. Kadınlarda daha çok
görülür; kadınların % 1-2’sini etkiler. Düşük eğitimli kişilerde ve düşük
sosyoekonomik gruplarda daha yaygındır. Genellikle ergenlikte ve genç
erişkinlikte ortaya çıkar.
Bu hastaların
aile öyküsünde benzer hastalığı olan kişiler saptanır. Bu tanıyı almış
kişilerin kızkardeş ve annelerinde hastalık %10-20 dolayında görülür. Tek
yumurta ikizlerinde eşhastalanma oranı %29, çift yumurta ikizlerine
%10’dur.
Başkalarına
karşı duyulan öfkenin represyonu (bastırma); öfkesini kişinin kendisine
yöneltmesi söz konusudur. Dinamik psikiyatri açısından belirtiler böyle
açıklanabilmektedir. Güçlü süperegolu, cezalandırıcı kişilik örgütlenmesi
söz konusudur. Özsaygı düşüklüğü yaygındır. Hasta rolünü benimseyen
ebeveyne benzemeye çalışma söz konusudur. Dinamik açıdan depresyona
benzerlik vardır. Beden yakınmaları ile ifade edilen arzu veya dürtü
represe edilmektedir. Süperego çatışmaları, kısmen belirtilerle ifade
edilir. Anksiyete, özel semptomlarına çevrilmiştir.
Ara sıra
gerilemeler olmakla birlikte kronik seyirlidir. Yakınmaların şiddeti zaman
zaman azalabilir. Bedensel yakınmalar nedeniyle sürekli hekime
başvurduklarından, gereksiz yere ameliyat olabilirler; yineleyici tıbbi
incelemeler, gereksiz ilaç kullanımı sık görülür. Bu tür uygulamalar,
hastalığın iyice yerleşmesine yol açar. KONVERSİYON BOZUKLUĞU
Bir veya
birden çok nörolojik ya da duyusal belirti ortaya çıkar. Bu semptomlar,
psikolojik çatışma veya ihtiyaçlarla bağlantılıdır ve belirtiler, hiçbir
şekilde fiziksel veya nörolojik kaynaklı değildir. Felç, denge bozukluğu,
yutma güçlüğü, kusma, afoni (ses çıkaramama) gibi motor belirtiler
görüler. Bunlar, mesela felç belirtileri gerçek nörolojik bir rahatsızlık
değildir. Sara benzeri bayılma nöbetleri sık görülür. Bilinçsizlik halleri
ve körlük, sağırlık, koku almama, hissizlik, çift görme gibi aslında
gerçek bedensel hastalık olmayan duyusal bozukluk ve değişmeler ortaya
çıkar. Doğaldır ki bu belirtiler kişinin günlük yaşamında, iş yaşamında
engeller oluşturur.
Hastane
polikliniklerine başvuranların %10’u, tüm psikiyatri polikliniklerine
başvuran hastaları %5-15’ini bu hastalar oluşturur. Erken erişkinlikte
ortaya çıkar fakat orta ve ileri yaşlarda da ortaya çıkabilir. Kadın ve
erkeklerde görülme oranı ikiye birdir. Bu bozukluğu gösteren kişinin
ailesinde daha sık görülür. Düşük sosyoekonomik gruplarda ve düşük
eğitimlilerde daha yaygındır.
Dinamik
açıdan hastalık, represe edilen (bastırılan) biliçdışı psikolojik
çatışmaların ifadesidir. Cinsel ve saldırganlık dürtüleri, ego tarafından
kabul edilebilir nitelikte değildir ve yukarıda tanımlanan belirtilere
dönüştürülmüştür. Aynı semptomu gösteren aile üyelerini benimseme söz
konusudur. Bazı hastalarda, hastalıklarına karşı bir ilgisizlik,
aldırmazlık görülebilir. Hasta görmemektedir fakat buna aldırmazlık
içindedir. Kabul edilemez dürtünün represyonu (bastırma) ile anksiyetenin
azaltılması, hasta için birincil kazançtır. Dürtünün hastalık belirtisine
dönüştürülmesinde sembolizasyon söz konusudur; mesela, hastanın kolu felç
olmuş gibi bir durum almışsa, saldırgan dürtülerinin ifadesi engellenmiş
olur; başka deyişle, hasta eliyle kimseye vurabilecek durumda değildir.
Hastalık,
tekrarlayıcı olmaya eğilim gösterir. Arada hastalıksız dönemler bulunur.
Hipokrat, bu
hastalığı tanımlamış, “histeri” adını vermiştir. Bu adlandırma, yanlış
çağrışımlara yol açtığından yakın zamanlarda terkedilmiştir. AĞRI BOZUKLUĞU
Bedensel bir
hastalık olmamasına rağmen, hasta sürekli ve şiddetli ağrılarından
yakınır; öyle ki ağrılar klinik açıdan değerlendirmeyi gerektirecek ölçüde
şiddetlidir. Stres ve çatışma, ağrının başlaması ve alevlenmesi ile
yakından bağıntılıdır. Ağrılar, anestezi (dokunma ve ağrı hissinin
olmaması) ve parestezi (karıncalanma gibi hisler) gibi semptomlarla
birlikte olabilir. Depresyon belirtileri de sıklıkla ağrıya eşlik eder.
Herhangi bir
yaşta, genellikle 30-40’lı yaşlarda ortaya çıkar ve kadınlarda daha çok
görülür. Birinci dereceden akrabalarda depresyon, alkolizm ve ağrı
bozukluğunun daha yüksek görüldüğü bildirilmiştir.
Ağrı
yakınmaları olan hasta, bir şekilde çevresi tarafından ödüllendirildiğinde
ağrı davranışları güçlenir. Çevresi, hastaya, rahatsızlığı nedeniyle daha
itinalı davrandığında, ağrı belirtileri yoğunlaşabilir. Böylelikle hasta,
istemediği davranışlardan kurtulmuş olur. Hasta, ağrılarıyla çevreyi
etkiler ve bundan bir kazanç sağlar. Söz gelimi, bozulma noktasına gelmiş
bir evlilik sağlamlaştırılabilir. Burada hasta, bir ruhsal iç çatışmasını,
bedeni vasıtasıyla sembolik olarak ifade ediyor olabilir. Hastalar,
biliçdışı olarak ruhsal belirti göstermeyi güçsüzlük olarak görüp onu
bedene yerleştirebilir. Ağrı, sevgi elde etmenin bir yöntemi olabilir ya
da bir ceza olarak kullanılabilir. HİPOKONDRİASİS
Bu
hastalarda, hastalanma korkusu ya da aslında olmadığı halde ciddi bir
hastalığı olduğu inancı vardır. Kişinin beden semptomlarını yanlış
yorumlaması söz konusudur. Herhangi bir organ ya da işlevsel sistem
etkilenebilir. Mide-barsak, kalp-damar sistemleri ile ilgili olanlar, en
sık olarak görülenlerdir. Hastalar, bir hastalık ya da organlarında kötü
işleyiş olduğuna inanırlar. Muayenede bir bedensel hastalık bulunmaması ve
laboratuvar testlerinin normal çıkması, kısa süre için hastaya bir güven
sağlasa da belirtiler tekrar geri döner. Hastalık inançları sanrı
düzeyinde değildir. Günlük dilimizde bu kişilere “hastalık hastası”
denilir. Kalp uzmanına gider; kalp elektrosu ve muayene normal çıkar.
Sonra aynı uzmana ya da başka uzmana. Bir çanta dolusu tıbbi evrakla
dolaşır durur. Doğaldır ki hastanın toplumsal, mesleki, kişisel
işlevlerinde önemli bozulma olur. Bir hastam, “ben bu hastalık için tek
evimi sattım, doktor, laboratuvar ve ilaç parası yaptım” diyordu.
Tüm
hastaların %10’unu bu hastalar oluşturur. Kadın-erkek oranı eşittir. Her
yaşta ortaya çıkabilir, ancak erkeklerde 30’lu, kadınlarda 40’lı yaşlarda
en fazla görülür. Tek yumurta ikizlerinde ve birinci dereceden akrabalarda
daha sık görülür.
Bu hastalar,
bedenle ilgili işlevlere ve duyumlara doğuştan aşırı duyarlılığa sahip
olabilirler. Aynı zamanda, düşük ağrı eşiğine ya da fiziksel
rahatsızlıklara karşı düşük dirence sahiptirler. Başkalarına karşı olan
saldırganlık dürtüleri, belirli bir beden bölümü ile kendine yönelmiştir.
Ağrı duyulan organ, önemli sembolik bir anlama sahip olabilir. Başkalarına
duyulan öfkenin represyonu (bastırma), fiziksel yakınmalara duyulan
öfkenin deplasmanı (yer değiştirmesi) söz konusudur. Ağrı ve acı, kabul
edilemez dürtüler için, bir ceza olarak kullanılır.
Arada
iyileşmelerle seyretmekle birlikte kronik gidişli bir hastalıktır.
Alevlenmeler, genellikle saptanabilir bir yaşam stresi ile bağlantılıdır.
Eğer başka bir bedensel hastalık eklenirse daha ağır seyreder. BEDEN DİSMORFİK BOZUKLUĞU
Bedenin tümü
ya da bir bölümünün görünümünde bir kusur olduğuna inanırlar. Bazen,
bedenin bir bölümünde hafif bir kusur bulunabilir fakat bu kusurla
uğraşmaları gerçek kusurla bağlantılı değildir. Hafif kemerli bir buruna
sahip olan hastam, kafasını burnunun çirkinliğine takmıştı. Burnunu
düzeltmek için birkaç estetik cerrahı dolaşmıştı. İlk ikisi, ameliyata
değecek bir kusu görmediklerini söyleyerek ameliyata yaklaşmamış fakat
üçüncüsü ameliyat etmişti. Küçük kusur ortadan kalkmasına rağmen, bu defa
ameliyat sonucu burun kemerinin biraz fazla alındığı yakınması ile
hastamın rahatsızlığı sürmüştü.
Hastanın
yakındığı küçük kusurlar için, buruşukluklar, saç dökülmesi, kadınlar için
küçük göğüsler ya da erkekler için küçük penis, yaşlılıkta ciltte çıkan
benekler örnek gösterilebilir.
Eğer hafif
bir fiziksel kusur varsa, kişinin bu kusura ilgisi çok abartılıdır. Ancak
bu inanç “sanrısal bozukluk, somatik tip”teki gibi sanrı düzeyinde
değildir. Hasta, mevcut bedensel kusurunun boyutunu abartıyor olduğu
olasılığını kabul edebilir ya da hiç kusuru olmadığını tartışma konusu
yapabilir. Ergenlikten erken erişkinliğe kadar uzanan bir yaşta ortaya
çıkabilir. Kadın-erkek farkı göstermez. Hekimlere, estetik cerrahlarına, cildiyecilere tekrarlayıcı vizitlerle kronik gidişli bir hastalıktır. İkincil depresyon gelişebilir.
|