Free

YALAN, ASLA OLMAMASI GEREKEN

 

Bu şeker bayramında, ailenin büyüğü olarak umduğunuz ziyaretleri alamadınız. Bunu fark eden kötü kalpli komşunuz, laf arasında bunu ima etti. Hemen savunmaya geçersiniz, bekledikleriniz geldi, gelmeyen oğlunuz yurt dışında vb. Komşunuzun densizliğine karşı kendinizi, egonuzu savunmak durumdasınız. Ama niye, çok basit, çok masum da olsa yalan söyleyesiniz. Kendinizi yalan söylemeden de savunabilirsiniz.

Daha masumu, diyelim caddeden geçerken, yol üstündeki lokantada yemek yemekte olan samimi ama yoksulca arkadaşınızı görüyorsunuz. O da sizi çok seviyor ve memnuniyetle sizi yemeğe davet ediyor; elbette hesabı ödeyecek. Karnınız aç ama arkadaşınıza yük olmak istemiyorsunuz, biraz önce karnınızı doyurduğunuzu söylüyorsunuz. “Hadi yemek yiyeyim ama hesabı ben ödeyeceğim” deseniz bu defa arkadaşınız gücenecek. Gene doğru olanı yapın derim, arkadaşınız sizi yemeğe davet ettiyse sonucuna da katlanmaya hazır demektir, ayrıca daha sonra arkadaşınızın fedakârlığını bir şekilde telafi de edebilirsiniz.

Sevdiğiniz bir arkadaşınızın morali bozulmuş, besbelli teselliye ihtiyacı var. Öyle düşünmediğiniz halde çok formda olduğunu söylersiniz. Doğru mu, yalan söylemekten başka yol bulamaz mısınız? Bulmalısınız derim.

Arkadaşınızın morali bozuk değil, teselliye de ihtiyacı yok. Siz iltifat etmek istiyorsunuz ve saç kesiminin ne kadar güzel olduğunu söylüyorsunuz, hiç de öyle düşünmediğiniz halde. Masum gibi görünüyor. Yoksa siz arkadaşınıza rüşvet mi veriyorsunuz, iltifat uğruna söyledikleriniz bir tür rüşvet; hani o da size benzeri rüşvetler versin; al gülüm ver gülüm. Yani açıkçası kendi menfaatimiz için yalan söylüyoruz ya da doğruyu söylemiyoruz.

Örnekleri istediğiniz kadar artırın. Böyle küçük, masum, beyaz yalanlar meşru mudur? Hayır derim; “Doğrucu Davut olmanın gereği yok, doğru söyleyeni dokuz köyden kovmuşlar” dediğinizi duyar gibiyim, olsun.

Ünlü paradoksal öyküdür? Eli bıçaklı katil, kovaladığı kurbanın hangi yola saptığını soruyor, siz görmüşsünüz, doğruyu söyleyip kaçtığı yolu gösterseniz masumu kesecek. Bu örnekte yalan söylemek zorunlu mu, ya da meşru mu? Neyse bu sorunu kimse yanıtlayamamış. Ben olsam doğruyu söylemezdim.

Bir de masum görünse de gereksiz yalanlar var. Arkadaşınız elbisenizi beğendiğini söylüyor, açıkça veya dolaylı değerini soruyor, ona aldıysanız yirmi rakamını telaffuz ediyorsunuz. Gene egonuzun takviyeye ihtiyacı var öyleyse. Özgüveniniz eksik, şişinerek özgüveninizi şişirmeye çalışıyorsunuz, başka yol arayın ve bulun derim.

Bakınız, artık beyaz, masum yalanlar pembeleşmeye başladı. Ardından yüz kızartıcı kırmızı yalanlara dönüşebilir. “Bizim oğlan komşunun oğlundan çalışkandır, akıllıdır” dersiniz, oysa bilirsiniz ki durum tam tersidir. Kendi oğlunuzun gururunu kurtarayım derken komşunun gururunu yerle bir ediyorsunuz, olmadı.

Yalana başlayan, beyaz, pembe, ardından kırmızı yalan derken en habis yalanlara doğru dörtnala yol alıyor demektir. Kendimize güvenimizi meşru yollarda arayalım. Başkasınız özgüvenini çiğneyerek kendi özgüvenimizi artırmaya çalışmayalım derim, bizin çok önem verdiğiniz bir gururunuz varsa, karşınızdakinin de olduğunu unutmayalım derim.