Ahmet Çelikkol

           Ana Sayfa           

          Site Haritası          

   Ruhsal Bozukluklar  

     Muayenehane   

           İletişim         

             Basında           

        Konuk Defteri       

            Kitap           

     Gazete Yazıları    

       YÖK Yazıları      

   Çelikkol Yayıncılık  

            Özgeçmiş           

            Fotoğraf           

                 Şiir                

  Ege Psikiyatri Yayınları 

 

RADİKAL

YÖK'ü destekleyen kimse yok

AKP'nin yeni üniversite yasası şimdiki YÖK'den daha da geri adımları içermekte. Yasaya karşı çıkmak doğru bir tavır. Ancak YÖK Başkanı ve rektörler, yanlış tutumları nedeniyle toplumun hiçbir kesiminden destek alamıyor

Bugünkü siyasal iktidarın gündeme getirdiği yeni üniversite yasası, taraftarlarınca demokratik bir kılıfa büründürülmeye çalışılsa da çağdaşlıktan uzaktır ve katılımcı olmayan YÖK'ten daha geriye gidişin
işaretlerini taşımaktadır. Öyleyse, YÖK başkanının, rektörlerin, oluşturulmaya çalışılan üniversite yasasına karşı çıkmaları yerindedir.
Ne var ki gerek YÖK Başkanı'nın, gerek rektörlerin direnişleri, üniversitelerimizin kamuoyunu oluşturan öğrenci, öğretim elemanı ve üyelerinden destek alamamakta, böylece direniş çığlıklarının yetersiz kaldığı görülmektedir. Bu durumdan alınacak dersler olduğu gibi, yeni yasaya karşı olan kişi ve kurumlarca yapılması gereken başka uygulamalar olması gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.
Bunlardan birincisi, üniversite dışında kamuoyu oluşturmak olduğu kadar üniversite içinde de katılımcı bir kamuoyu oluşturmak, cılız direnişi güçlü hale getirmektir. Ancak bunun yolu, YÖK'ün bugün yaptığı gibi 'niye bizim, rektörlerin görüşü alınmıyor' argümanıyla karşı çıkmak olamaz. Görülüyor ki YÖK tarihsel hatasını sürdürmeye devam etmektedir. Saygıdeğer rektörlerin görüşleri elbette değerlidir ama yeterli de olamamaktadır. Bunun yerine, her üniversitede, her yüksekokulda mümkün olduğunca geniş katılımlı fikirler oluşturulsa ve hem Türkiye kamuoyuna hem ilgili kurumlara sunulsa daha etkili olabilir.
 

YÖK başını kuma soktu
YÖK bugüne kadar çok tartışılmış, çok eleştirilmiştir. Eleştirilerin özü, YÖK Yasası'nın antidemokratik olduğu, 20 küsur yıl önce darbeci bir zihniyetle hazırlandığı; amacının, üniversite öğrencilerini ve tüm akademik personeli apolitize etmek, bir tür emir komuta zinciri içinde tutmak olduğu noktalarında toplanmıştır. Bunun sonucu olarak seçilmiş-
atanmış görevlilerin yetkililerinin aşırı, uygulamaların keyfi, çoğu zaman çifte standartlı olduğu, üniversitelerin -elbette tümüyle değil ama çoğu örnekte- Ali Baba'nın çiftliği gibi yönetildiği, buna karşılık hukuki denetimin yeterli olmadığı gözler önüne serilmiştir.
Gerek üniversite mensuplarınca, gerekse düşünen kalemlerce dile getirilen eleştirileri YÖK ne yazık ki anlaşılması zor ya da kolay bir aymazlıkla dikkate almamıştır. Dahası, başını kumlara sokmayı tercih etmiştir. Daha
acıklı olanı da, eleştiri sahipleri için 'bu yazıları yazanlar romantik solculardır', 'bu muhalifler bilim fukarası kişilerdir' gibi bilimsel mantığı olmayan, tutarsız nitelemelere başvurulmuştur. Eleştirel yazı sahiplerine 'Böyle yazılar yazma, daha zor bir kanun çıkarmaları için mazeret hazırlıyorsun' denirken, 'Bu sözlerin muhatabı, bunların yazılmasına neden olanlardır' cevabınız duymazlıktan gelinmiştir.
Oluşturulmaya çalışılan yeni üniversite yasasının, bugünkü YÖK'ün eksikliklerini, antidemokratikliğini gidermekten çok, siyasal iktidarın -belki açıkça dile getirilmeyen- amaçlarına hizmet için hazırlandığı görünümü yaygındır. Böyle düşünülmesine yol açan kanıtlar da ortadadır. Her ne kadar aksi iddia ediliyorsa da yasa bir tür gizlilik içinde oluşturulmaya ve oldubittiye getirilmeye çalışılmaktadır; bununla gelecek eleştirilerin önünün kapatılması amaçlandığı aşikârdır.
Bu durumda yapılması gereken, YÖK başkanının ya da rektörlerin bireysel meydan okumaları değildir. Meydan okuma, savaş meydanlarının yöntemidir. YÖK ise bilimsel bir kurumdur, karşı çıkış da bilimsel olmalıdır.
 

'Yasa değişmesin' demek yanlış
'Şimdiki yasa en uygunudur, yeni yasa gerekmez' argümanı da geçerli değildir. Asgari müşterek, yeni bir üniversite yasasına ihtiyaç olduğudur. Bundan sonrası, siyasal iktidarın uygulaması karşısında, üniversitelerin demokratik bir ortam yaratarak ortak bir görüş oluşturmaları, bunu siyasal iktidarın sağır kulaklarına etkili şekilde duyurmak olmalıdır.
Bu yapılırsa, üniversitelerimizde varlığını kimsenin inkâr edemeyeceği, baltalar kınlarına sokulacaktır; Çünkü o baltaların kınlarından çıkarılış nedeni antidemokratik, hukuksuz uygulamalardır. YÖK hiç olmazsa varlığını tehdit eden bu gelişmeler karşısında katılımcılığın zorunluluğunu görür, demokratik yola başvurursa, baltalara niye gerek kalsın ki?